27 Ekim 2018 Cumartesi

TÜRK LİRASININ REEL DEĞERİ (Eylül 2018 Sonu itibariyle)

TÜRK LİRASININ REEL DEĞERİ (Eylül 2018 Sonu itibariyle)


Merkez bankamız reel efektif kur tablolarında referans olarak 2003 yılı başını referans alıyor,2002 yılı cari açığın sıfıra en yakın yıl olduğu için bence de çok mantıklı bir referans noktası.Buna göre hesaplamamızı yaparsak:

31.12.2002 

1 USD 1.6477 TL
1 EURO 1.7272 TL

%50 Eşit Ağırlıklı Kur paketi:1.6477+1.7272=3.3749 TL

2018 Eylül ayı sonuna kadar Türkiye'de olan enflasyon:

390.84/88=% 344.14

Ama ABD ve Euro bölgesinde de enflasyon olduğu için aradaki enflasyon farkını bulmamız gerekiyor.

Euro bölgesi enflasyonu:103.78/80.3=%29.24

ABD'de enflasyon:251.846/181.8=%38.53

%50 eşit ağırlıklı dolar+euro enflasyonu=(38.53+29.24)/2=%33.89

Türk lirası ve kur paketi arasında enflasyon farkı=444.14/133.89=%231.72 olmuş.

Yani %50 usd+%50 euro ağırlıklı kur paketi enflasyon kadar artsaydı:

Eylül 2018 sonu itibarıyla Kur paketimizin:3.3749*3.3172= 11.1952 TL olması gerekecekti.

Bu yazının kaleme alındığı andaki (1euro+1 usd) kur paketi =(6.10+7.0)=13.10 tl olduğu için

Bu hesaplamaya göre;Türk lirasının 15 yıla yakın uzunca bir süre aşırı değerli olduğu dönemi artık kapattığı üzere olduğu ve hatta artık (%50 euro+%50 usd) kur paketinin TL'ye karşı 13.10/11.952=% 9.6 değerli olduğu görülüyor.


Bu hesaplama -Merkez bankasının yaptığı gibi -31 Aralık 2012 rakamını ,( yani 626 milyon dolar cari açıkla,cari açığın sıfıra en yakın olduğu yıl) referans alınarak hesaplanıyor,,aynı hesabı daha rekabetçi bir kur için 3.3 milyar dolar cari fazla verdiğimiz 2001 yılının sonu için yaparsak,1.1179((1.2975/1.024)/1.1335)) ile çarparak;( kur paketi = 11.1952*1.1179=12.515),buradan hareketle 1 euro=1.1475 usd paritesinden 1 USD:5.8278, 1EURO:6.6874 rakamlarına ulaşıyoruz.
Yani 1 USD:5.2131-5.8278 bandını denge kuru ve ticarette rekabetçi bir kur olarak görebiliriz.Tabii bu bandın her ay usd+euro enflasyonu ortalaması ile bizim enflasyonumuz arasındaki fark kadar artması gerekir ki ,kurlarımız rekabetçi olmaya devam etsin,ama eğer bizim enflasyonumuz da ABD ve Euro bölgesinin enflasyonu seviyesine inerse o zaman kurlarımız da artmadan sabit kalabilir



-Yani bundan sonra kur artışları yıllık olarak sadece aradaki enflasyon farkı ile sınırlı kalacak şekilde olursa (Örneğin Türkiye'de yıllık enflasyon yıllık %20,ABD+Euro bölgesi ortalaması %2 ise,yılın tamamına homojen yayılmış yıllık yaklaşık %18 kur artışı ile) kurlar uluslararası ticarette rekabet gücünü koruyabileceğimiz bir seviyeye gelmiş görünüyor.

-Not1:Türk lirasının ticari rekabet gücünü koruyacak denge kuruna gelmiş olması,bundan sonraki kur artışlarının enflasyondan fazla olmayacağı anlamına gelmez,nasıl 15 yıl boyunca türk lirası ''aşırı değerli'' olmuşsa bundan sonra bir süre de siyasi,jeostratejik riskler ve makroekonomik dengelerde derin bozulmanın kurlara olumsuz yansıması nedeniyle denge değerinin altında ''değersiz'' olarak seyredebilir.Eğer kur artışları bundan sonraki aylarda enflasyondaki artışların gerisinde kalır ise bu sefer de yeniden 'değerli' hale gelmiş olur.

-Not2:Bu çalışmanın önceki güncellemelerini okumayan arkadaşlar aklına takılan soruların cevapları için bu başlık altında en son 5 Nisan tarihinde yaptığım Şubat sonu 'Türk Lirasının Değeri' çalışmasına göz atabilirler.

Not3:Bu hesaplama TUİK'in yayınladığı enflasyon verilerinin 'gerçeği yansıtan' 'doğru' veriler olduğu varsayımında geçerlidir

7 Eylül 2017 Perşembe

DÖVİZ KURLARINDA SON DURUM (Ağustos 2017)



Bu çalışmayı daha önce Ocak ayı sonu itibarıyla yapmıştım,şimdi Ağustos ayı sonu olarak güncelledim.

Merkez bankamız reel efektif kur tablolarında referans olarak 2003 yılı başını referans alıyor,2002 yılı cari açığın sıfıra en yakın yıl olduğu için bence de çok mantıklı bir referans noktası.Buna göre hesaplamamızı yaparsak:

31.12.2002 

1 USD 1.6477 TL
1 EURO 1.7272 TL

%50 Eşit Ağırlıklı Kur paketi:1.6477+1.7272=3.3749 TL


2016 Ağustos ayı sonuna kadar Türkiyede olan enflasyon:

311.85/88=%254.375

Ama ABD ve Euro bölgesinde de enflasyon olduğu için aradaki enflasyon farkını bulmamız gerekiyor.

Euro bölgesi enflasyonu:101.44/80.3=%26.33

ABD'de enflasyon:244.048/181.8=%34.24

%50 eşit ağırlıklı dolar+euro enflasyonu=(34.24+26.33)/2=%30.285

Türk lirası ve kur paketi arasında enflasyon farkı=354.375/130.285=%172.0 olmuş.

Yani %50 usd+%50 euro ağırlıklı kur paketi enflasyon kadar artsaydı:

Kasım 2016 başı itibarıyla Kur paketimizin:3.3749*2.72: 9.1797 TL olması gerekecekti.


Bu da yazının kaleme aldığı andaki euro/dolar=1.1925 paritesinden

I USD:4.1869 TL

1 EURO:4.9928 TL
 ye tekabül etmektedir

Şu an ki cari kurlara göre türk lirasının kabaca %22 civarında değerli olduğunu göstermektedir.

SORULAR,CEVAPLAR

Bu çalışmaya göre türk lirası aşırı değer olarak gözükmektedir,diğer yandan Merkez Bankasının da düzenlediği reel efektif kur tabloları var,orada türk lirası değerli gözükmüyor aradaki fark nereden geliyor:


-Merkez Bankası da benim gibi referans noktası olarak 2003 yılı başını alıyor ve TÜFE-Gelişmekte Olan Ülkeler Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru (2003=100) ve TÜFE-Gelişmiş Ülkeler Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru (2003=100) nin ağırlıklı ortalamasını alarak TÜFE Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru (2003=100) rakamına erişiyor.Ama bu rakamı benim gibi 100’den değil 89.55 den başlatıyor.Yani 2001 yılı başında oluşan devalüasyondan sonra 2003 yılı başı olarak türk lirasının %11.67 değerli olduğunu varsayarak tablosunda başlangıç olarak
kullanıyor.
 
Merkez bankasının bu varsayımına katılmıyorum bunu daha önce de  yazdım. Gerçekten de 2001 ve 2002 yıllarında türk lirası ciddi oranda değer kaybetti.2001 yılı başında 1 dolar:0.6619 tl iken,2202 sonunda 1 dolar:1.6477 tl'ye geldi.Dolar türk lirası karşısında 2 yıl içinde %145'lik değer kazandı ve algılarda bu şekilde kaldı.Halbuki unutulan,bir de o dönemde yaşanılan yüksek enflasyon var.Şubat 2001 yılında kurlar dalgalanmaya bırakıldıktan sonra ilk anda yaşanılan sert devalüasyondan sonra,dalgalı olarak türk lirası 2001 Ekim ayına kadar değer kaybetmeye devam etti,ama 19 Ekim 2001'deki 1 usd:1.6448 tl değeri 31 Aralık 2002 tarihine kadar aradaki dalgalanmalarla neredeyse aynı kaldı.Diğer taraftan 2001 Eylül ayı sonundan 2002 Aralık ayı sonuna kadar %48'lik bir enflasyon olduğundan türk lirası ilk baştaki ''over shoot''aşırı değer kaybının önemli bir kısmını geri aldı.2001-2002 2 yıllık dönemde(usd+euro) kur paketinin türk lirası karşısında değer kazancı %159.37 iken aynı dönemde oluşan devalüasyon %118.67 oldu.Dolayısıyla türk lirasının bu 2 yıllık dönemde kur paketi karşısında değer kaybı 259.37/218.67=%18.61 olmuştur.2001 yılından önce de türk lirası-çok yüksek enflasyona rağmen kurlar bu oranda artmadığı için- zaten en az bu oran kadar değerli idi ve ondan dolayı daha fazla sürdürülemeyen ekonomik dengeler kriz üretti ve devalüasyon ile sonuçlandı kriz sonrası da yeni dengeler oluştu.Dolayısıyla 2003 yılı başını türk lirasının reel olarak dengede olduğu referans başlangıcı alabiliriz.2002 Yılı aynı zamanda cari açığın sıfıra en yakın olduğu yıl olup,hem 2003 yılı başının referans noktası olmasını desteklemektedir,hem de 2003 yılı başı itibariyle türk lirasının denge kurunda olduğunu göstermektedir.



-Merkez Bankası referans olarak: Gelişmiş ülkeler: ABD, Almanya, Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, Japonya, Kanada, Kore, Norveç, Portekiz, Slovakya, Slovenya, Yunanistan.

 Gelişmekte olan ülkeler ise: Azerbaycan, Brezilya, Bulgaristan, Cezayir, Çin, Endonezya, Hindistan, Irak, İran, Katar, Kazakistan, Macaristan, Malezya, Mısır, Polonya, Romanya, Rusya, Suudi Arabistan, Tayland, Ukrayna ve Ürdün.
alıyor.
Halbuki gelişmekte olan ülkelerin bir çoğu sabit kur uyguluyor ve hesabı tamamen sakatlıyor,hatalı sonuçlar üretmesine yol açıyor.Örnekler:

Irak:Bugün 1 usd= 1168.64,9 Irak dinarı,Aralık 2008 de de 1168 dinarmış,ülke baştan yıkıldı,yüzmilyarlarca dolar kayıp var,enflasyon oldu ve Irak dinarı hiç değer kaybetmedi yani aşırı değerlendi.


Ürdün:Bugün 1 usd:0.7081 Ürdün dinarı,Kasım 2007’de de 0.7082 bir değişiklik yok,halbuki ülkede 10 yılda %50’ye yakın enflasyon olmuş parası aşırı değerlenmiş ve parası aşırı değerli olduğu için de verdiği cari açığın gsyih’ya oranı %9.30 a vurmuş.
Suudi Arabistan:Bugün 1 usd:3.7505 riyal,Ocak 2008’de de 3.755 imiş,halbuki son 10 yılda kabaca %50 ye yakın enflasyon olmuş.
Dolayısıyla Merkez Bankasının reel efektif kur tablosunun gelişmekte olan ülkeler bacağında Türk lirasının aşırı değersiz gözükmesinin nedeni gerçekte,türk lirasının değersiz olmasından değil bu ülkelerin paralarının aşırı değerli olmasından kaynaklanıyor ve hesabın da yanlış olmasına sebep oluyor.

-Merkez Bankası tüfe bazlı reel efektif kur tablosunda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ağırlıklı ortalamasını alırken, birim iş gücü maliyetli hesaplarda  Gelişmiş Ülkeler Birim İş Gücü Maliyeti Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru(2003=100) tablosunu kullanıyor.Türkiye gelişmekte olan bir ülke ve rekabet ettiğimiz ülkeler de gelişmekte olan ülkeler olduğu için bu bir çelişkidir.Buna rağmen Merkez bankasının son tablosunda burada bile türk lirası %5.24 değerli gözükmektedir.
 


https://www.dunya.com/uploads/content/ismetozkul250817jpg_vkFbL.JPG?v=1503604938

https://www.dunya.com/uploads/conten...G?v=1503604938




 GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI ,Ağustos ayı verilerine göre dış ticret açığımız geçen yılın aynı dönemine göre ilk 8 ayda %20.97 artarak 45.623 milyar dolara çıktı,yılı muhtemelen 70 milyar dolar civarında dış ticaret açığı ile kapatacağız.İlk 8 ay içinde ithalatımız 148.971 milyar dolar,yılı kabaca 225 milyar dolar ithalat ile kapatacağız.İthalatımızın  kabaca %73.9’un ham madde ve ara mallar teşkil ediyor,yapılan araştırmalar türk lirasının aşırı değerli halinden çıkarak rekabetçi duruma gelmesi durumunda 30-40 milyar dolar bandında ithal ettiğimiz ara malları Türkiye’de üretebileceğimizi bunun da hem cari açığımızı oldukça düşüreceği,hem ekonomik büyümeyi arttıracağı hem de işsizliği azaltacağı gözüküyor.Halbuki şu anda ki aşırı değerli türk lirası ile sanayimiz bile ihraç ettiğinden fazla ithalat yapıyor,bu da çok çarpık bir tablonun acı bir yansıması olarak gözüküyor.
 https://www.dunya.com/kose-yazisi/sanayinin-devleri-ihracattan-cok-ithalata-sirtini-dayiyor/379094

17 Aralık 2016 Cumartesi

DOLAR NİYE YÜKSELİYOR,YÜKSELMEYE DEVAM EDECEK

25.11.2016

DOLAR NİYE YÜKSELİYOR,YÜKSELMEYE DEVAM EDECEK

Merkez bankası dün politika faizini %7.5’dan %8’ e yükseltti ama herhangi bir işe yaramadı.
Merkez bankası faiz arttırsa ne olur arttırmasa ne olur,Merkez bankası faizi 50 puan arttırsa ne olur ,250 puan arttırsa ne olur,işte bakın bizim politika faizimiz %7.5 ama Rusyanın %10,Brezilyanın %14 bir işe yarıyor mu?Meksika yılbaşından beri kaç kere faiz arttırdı bir işe yaradı mı?Tabii arttırmasa daha da kötü olacaktı ,ateşe benzin dökmüş olacaktı.İşin özü şu ki:11 Eylül 2001 le başlayan 15 yıllık parasal bolluk dönemi,Trump ile birlikte anavatanına dönüyor,ABD’de hem enflasyon hem faizler artacak,para ABD nin ekonomisini büyütecek,işsizliğini azaltacak,ABD hükümeti bunu trilyonlarca dolar borçlanarak finanse edecek,bu da getiri arayan paranın bütün dünyadan ABD’ye akmasını sağlayacak,bu para dünyanın en güvenli yatırım kağıdında yüksek reel getiri alacak.
Eski dönemlerde,yani paranın bol olduğu ve dünyanın her yerinde getiri için dolandığı bir dönem olsa,sadece Türkiyeye özgü sorunlar nedeniyle kurlarda bir hareket olsaydı faizi yükselterek,doların önünü rahatça kesebilirdiniz,ama şimdi,25 değil 250 puan da 500 puan da arttırsanız hiç bir işe yaramaz.Hele bir de Türkiyenin diğer ülkelere nazaran ciddi riskleri varken,içeride olağanüstü hal var,hukuk askıya alınmış durumda,tanklarımız,Suriye ve Irakta operasyonda,içeride terör vuruyor,ihracat artmıyor,özel sektör yatırımları durma noktasına gelmiş,turizm çökmüş durumda iken.
Bugünün önünde sonunda geleceği belli idi,sonsuza kadar sürecek hali yoktu,bazı ülkeler karıncalar gibi yazın çalışarak kış ayına hazırlandılar,bazıları da bizim gibi keyfine baktılar aldıkları borcu betona,alışveriş merkezine,tüketime harcadılar,gününü gün ettiler,birgün kışın geleceğini hiç akıllarına getirmediler.2002 yılına kadar 79 yılda Türkiye 130 milyar dolar borç almış ve bu dönemde aynı zamanda Osmanlının devasa borçlarını da ödemişken,son 14 yılda 291 milyar dolar borçlanılarak dış borcumuz 421 milyar dolara çıktı.Bu dönemde bir de üstüne 60 milyar dolar özelleştirme yapıldı.Kabaca ekonomiye 350 milyar dolar para girdi,ama ortaya yeni ne bir tüpraş çıktı,ne yeni bir ereğli,ne de yeni bir petkim,paralar borçlarımızı ödememizi sağlayacak,döviz getirecek üretken alanlara kanalize edilmedi ve şimdi borçlarımızla başbaşa kaldık,bundan sonra yeni ekonomik konjonktür de borcu borçla döndüremesek bu borçlar nasıl ödenir diye kara kara düşünüyoruz.
Birçok kişi umudunu Merkez Bankasına bağlamış,ama merkez bankası ne yapacak, tablo aşağıda:Türkiyenin döviz cinsinden varlıkları 221 milyar dolar iken,yükümlülükleri 611 milyar dolar,kabaca 390 milyar dolara yakın açık pozisyonu var toplam dış borcu 421.4 milyar dolar,bu borcun 1 yıl içinde ödenmesi gereken miktarı 164.7 milyar dolar,ayrıca bunun üzerine finanse edilmesi gereken yıllık 35 milyar dolar cari açığımız var.Merkez bankasının altın hariç brüt rezervi sadece 106.3 milyar dolar üstelik bunun da sadece 33 milyar doları kendisine ait,diğer kısmı bankaların mevduat munzam karşılıkları gibi kendisine ait olmayan tutarlar.Merkez bankası bu tabloda nasıl döviz yaratacak da piyasayı regüle edecek ,borcunuzu aynı tutarda alacağınız yeni borçlarla döndürmekte zorlanacağınız bir sürece girdiğinizde hem kurlar sert bir şekilde yükselmeye devam eder,hem de ekonomik dar boğaza girersiniz,Merkez Bankasının da elinden hiç bir şey gelmez,bu gidişatın sonu yeniden IMF kapısına gitmek olur, sadece biz de gitmeyiz ,yaz ayında kış ayına hazırlık yapmayan,yapısal reformlarını gerçekleştirmeyen,borçları faiziyle birlikte ödeyebilecek döviz getirici yüksek teknolojili,yüksek katma değerli alanlara yatırım yapacak şekilde değerlendirmeyen bizim gibi başka gelişmekte olan ülkeler de gider.
T.C.Merkez Bankası
I-ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONU(Y.T:17.11.2016)
(Milyar ABD Doları)
Varlıklar: 221.330
Yükümlülükler: 610.900
Uluslararası Yatırım Pozisyonu, net: -389.570
II-KALAN VADEYE GÖRE BORÇLU BAZINDA KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOKU (*) (Eylül 2016 itibarıyla) (Milyar ABD Doları) (Y.T:16.11.2016)
KAMU 26.104
GENEL YÖNETİM (**) 5.459

FİNANSAL KURULUŞLAR 20.318

FİNANSAL OLMAYAN KURULUŞLAR 0.327

TCMB 0.941
ÖZEL 137.664
FİNANSAL KURULUŞLAR 85.139 
FİNANSAL OLMAYAN KURULUŞLAR 52.525
TOPLAM 164.709
(*) Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine bir yıl ve daha kısa kalan dış borçları göstermektedir. (**) Hazine Müsteşarlığı tarafından yurtdışında ihraç edilen borçlanma senetlerinden (eurobond) itfasına bir yıl ve daha kısa vade kalanlar için yapılacak ödemeleri kapsamaktadır (yurtiçi yerleşik kişilerce satın alınanlar hariç).
III-TÜRKİYENİN DIŞ BORCU (Y.T:30.9.2016)
(Milyar dolar)(2016/2 çeyrek sonu itibarıyla)(Hazine Müsteşarlığı)
T.C.M.B:1.167
BANKACILIK KESİMİ:172.199
BANKACILIK DIŞI SEKTÖR:248.068
TOPLAM:421.434
IV-CARİ AÇIK
32. 412 milyar dolar(2016 Eylül)
Yıl sonu tahmini 35 Milyar dolar.
V-T.C.MERKEZ BANKASI REZERVLERİ(18.11.2016 İTİBARIYLA)
(Milyar dolar)
101.278(Altın hariç)Brüt
NET:33 Milyar dolar civarı.
(Türkiye: Politika faizi %7.5;% 7.16)
Brezilya politika faizi:%14 ;Enflasyon:%7.87
Meksika:5.25(yılbaşında %3 idi);Enflasyon:%3.06
Rusya:%10; Enflasyon:%6.1
Hindistan %6.25;Enflasyon:%4.2

19 Kasım 2016 Cumartesi

KUR PAKETİ ENFLASYON KADAR ARTSAYDI ŞİMDİ DOLAR VE EURO NEREDE OLURDU



KUR PAKETİ ENFLASYON KADAR ARTSAYDI ŞİMDİ DOLAR VE EURO NEREDE OLURDU

Merkez bankamız reel efektif kur tablolarında referans olarak  2003 yılı başını referans alıyor,2002 yılı cari açığın sıfıra en yakın yıl olduğu için bence de çok mantıklı birreferans noktası.Buna göre hesaplamamızı yaparsak:


31.12.2002
1 USD 1.6477 TL
1 EURO 1.7272 TL
%50 Eşit Ağırlıklı Kur paketi:1.6477+1.7272=3.3749 TL

2016 kasım ayına kadar Türkiyede olan enflasyon:

286.33/88=%225.37

Ama ABD ve Euro bölgesinde de enflasyon olduğu için aradaki enflasyon farkını bulmamız gerekiyor.

Euro bölgesi enflasyonu:100.85/80.3=%25.592

ABD’de enflasyon:241.863/181.8=%33.038

%50 eşit ağırlıklı dolar+euro enflasyonu=(33.038+25.592)/2=%29.315

Türk lirası  ve kur paketi arasında enflasyon farkı=325.37/129.315=%151.61 olmuş.

Yani  %50 usd+%50 euro ağırlıklı kur paketi enflasyon kadar artsaydı:

Kasım 2016 başı itibarıyla Kur paketimizin:3.3749*2.5161: 8.49159 TL olması gerekecekti.

Bu da yazının kaleme aldığı andaki euro/dolar=1.0620 paritesinden

I USD:4.1181 TL

1 EURO:4.3735 TL ye tekabül etmektedir.


2 Yıl içinde Trump eğer programını beklediği gibi uygulayabilirse ABD'de 2018 sonu itibarıyla enflasyonun %4.5-5 arasına ,10 yılllık tahvil faizinin %5 üstüne çıkacağını öngörüyorum,bu durumda türk lirası da kur paketi karşısındaki şu anda kabaca %20 civarında olan değer kazançlarını 2 yıl içinde tamamen geri vererek ,aradan geçen süre içinde (türk lirasındaki enflasyon-kur paketindeki paralarda enflasyon) farkı da yukarıda hesaplanmış değerlere eklenerek denge oluşturabilir.

12 Kasım 2016 Cumartesi

EKONOMİ POLİTİKALARINDA REAGAN VE TAKİPÇİSİ TRUMP



       EKONOMİ POLİTİKALARINDA  REAGAN VE TAKİPÇİSİ TRUMP

Donald Trump ABD Başkanı seçildi.Dünya GSMH’nın %24.4’ünü tek başına üreten ABD’nin ekonomik politikaları doğrudan ve dolaylı olarak tüm dünya ülkelerini ve tabii bu arada ülkemiz Türkiyeyi de etkilemektedir.Bu yüzden Trump’ın kendi resmi internet sitesinde yayınlanan ekonomik programı mercek altına almakta fayda var.Trump bilindiği üzere adayı olduğu Cumhuriyetçi partinin tutucu kanadından olup ekonomiye yaklaşımı da fikir babalığını  ünlü ekonomist Milton  Friedman’ın yaptığı ve daha önce ABD de 1981-1989 arası başkanlık yapmış Ronald REAGAN’ın ve İngiliz Başbakanı Margareth THATCHER’i uyguladığı arz yönlü ekonomik programı örnek almış gözüküyor.
Şimdi Reagan ekonomide nasıl bir program  uygulamıştı,yaptıklarını hatırlayalım:
Reaganomics diye adlandırılan Reagan’ın ekonomik politikalarını 4 başlık halinde toplamak mümkündür:1)Bütün vergi dilimlerinde indirim 2)Sosyal güvenlik harcamalarında azalma 3)Savunma harcamalarında artış 4)Devletin tanzim edici faaliyetlerinde azalma
Trump da Reagan gibi geniş çaplı vergi indirimleri yapmayı planlamakta,bu yolla 4 yılda yaklaşık 5 trilyon dolarlık bir kaynağın tasarruf,yatırım ve harcama olarak piyasaya akması ekonominin gsyih artış oranının ikiye katlanması ve işsizlikte azalma planlanmaktadır.İkinci olarak Reagan yıldız savaşları’’star wars’’ başlığı altında yeni askeri teknolojilerin geliştirilmesi ve savunma harcamalarının arttırılması için kamu harcamalarını büyük ölçüde arttıracak fon ayırmış,bu dönemde rekabet halinde olduğu Sovyetler Birliği de rekabetten geri kalmamak için aynı oranda askeri teknolojilere ve askeri harcamalara kaynak ayırmaya kalkınca önce ekonomisi çökmüş,1991’de de dağılmıştır.Trump ise kamu harcamalarını başta telekomünikasyon ve  enerji gibi ABD’nin eskiyen alt yapısını yenilemek ,yeni köprü,tünel yol  gibi alt yapı  faaliyetlerini yapmak için 600 milyar dolar civarında bir fon ayırarak arttırmayı planlıyor.Trump,üçüncü olarak Obama zamanında kamuya önemli bir yük getiren ‘obamacare’sosyal güvenlik sağlık harcamalarında kısıntı ve yeni bir yasal düzenleme planlıyor..Son olarak Trump yine Reagan gibi regülasyonlarda,özellikle finansal olanlarda gevşeme öngörüyor.
Trump’ın Reagan’takip eden bu programı hangi sonuçları getirir,bunun için REAGAN döneminde ekonomi nasıl bir seyir göstermiş aşağıda tabloyu çıkarttım.

Bu tabloya göre görülüyor ki ekonomi çok büyük bir oranla büyümüş işsizlik azalmış,,enflasyon ve faizler yüksek oranda seyretmiş,kamu borcu rekor düzeyde artmış,dolar endeksi tarihi zirvesini görmüş ve borsa olağanüstü bir artış kaydetmiş.




Reagan döneminde ekonomi(1981 yılı başından 1989 başına kadar)


I-GSYİH(milyar dolar):2862-5253>Ekonomi %83.54 büyümüş,yıllık ortalama büyüme hızı %7.89


II-ENFLASYON:(Kabaca 1980 sonundan 1982 sonuna kadar  %12’den %8 e ,1983 sonunda,%4 e azalan trendde 1983 sonundan 1988 sonuna kadar %4 civarında.

III-FED POLİTİKA FAİZİ(Kabaca 1980 sonundan 1982 sonuna azalan trendde %20 den %13 e,1982 sonundan 1983 sonunda %9.5 a,1986 sonunda %6’ya sonra yeniden yükselerek 1988 sonunda %7.5 a gitmiş.

IV-İŞSİZLİK:%7.5 dan %5.4 e düşmüş.

V-YARATILAN İŞ SAYISI:Çalışan sayısı 8 yılda 99.9 milyondan 116.8 milyon kişiye çıkmış,16.9 milyon kişiye iş yaratılmış.

VI-KAMU BORCU:920 milyar dolardan  2700 milyar dolara çıkmış, %193.5  artmış.

VII-DOLAR ENDEKSİ:En düşük 87,1985 yılında 164.4 ile tarihi en yüksek seviyesini gördü.

VIII-BORSA:DOW JONES 825 den  2180 e, %164 artmış.

IX-10 YILLIK HAZİNE TAHVİLİ: 1980 Sonunda %12 iken,1981 ortalarında en yüksek %16’yı gördükten sonra,dalgalı bir düşüş trendiyle 1988 sonunda  %9 civarına düşmüş.

7 Mart 2016 Pazartesi

FED başkan vekili Stanley Fischer'in konuşması

Vice Chairman Stanley Fischer

At the "Policy Challenges in an Interconnected World" 32nd Annual National Association for Business Economics Economic Policy Conference, Washington, D.C.

March 7, 2016


Reflections on Macroeconomics Then and Now


http://www.federalreserve.gov/newsevents/speech/fischer20160307a.htm





 FED başkan vekili Stanley Fischer'in konuşması


Özellikle makroekonomi ile ilgilenenlerin muhakkak okumaları gereken akademik bir metin

30 Ocak 2016 Cumartesi

Abd ekonomisinde gsyih ve hane halkı refahı artışları arasındaki uyumsuzluk







http://www.hizliresimyukle.com/image/tKh




http://www.hizliresimyukle.com/image/tKG



1981 sonundan 2015 sonuna kadar ABD'de gsyih 3 211 milyar dolardan 18 128 milyar dolara yani 5.64 katına çıkarken,hane halkı serveti 10.7 trilyon dolardan 85.18 trilyon dolara yani 7.96 katına çıkmış.Uygulanan FED politikaları varlık fiyatlarını gsyih'deki artışın %41 üzerine şişirmiş.Aynı dönemde %151.6 lık enflasyon da olmuş,ama fiyatlar sabit değil cari olduğu için enflasyon rakamı hem gsyih, hem de hane halkı serveti içinde var.ABD ekonomisindeki tüm sorunların ana kaynağı varlık fiyatlarında ouşan bu balon ve bu balon inmedikçe ekonomi hiç bir zaman tam sağlıklı düzeyine geri dönemez.Aynı sorun Türkiye de dahil dünyadaki çok sayıda ülke için de geçerli.Sorunun çözümünü ancak uzun vadede ,varlık fiyatlarının indiği zaman,gsyih'daki artışla hanehalkı servetindeki artış korele hale geldiği zaman görebileceğiz.

http://www.federalreserve.gov/releas...rent/z1r-5.pdf