31 Aralık 2015 Perşembe

Dolar/Türk Lirası paritesinde 2016 tahminleri



Dolar/Türk Lirası paritesinde 2016 tahminleri

Geçen yılbaşında,yıl sonu dolar tahminimi 2.70-3.0 tl bandında yapmış,yıl içinde ise birçok riskin gerçekleşmesi ve yeni risklerin de ortaya çıkmasıyla bunu 2.95-3.25 tl bandına revize etmiştim.Dolar yıl sonunu T.C. Merkez bankası döviz satış kurlarıyla 2.9233 tl’den kapattı,bu suretle 1 yıl öncesinin dolar kuru olan 2.3311 tl ile mukayese edersek yılı %25.4 prim ile kapatmış oldu.
Revize tahminimdeki sapmanın 2 temel nedeninden biri, euro/usd paritesinin yıl sonunda 1 civarında gerçekleşeceğini öngörmüştüm.Ancak Amerikan Merkez Bankası FED’in beklenen faiz arttırımlarını ancak Aralık ayında başlatması ve Avrupa Merkez Bankasının parasal genişleme programlarında piyasa beklentisinin gerisinde kalması paritede eşitlenmeyi geciktirdi, ancak yeni yılda doların euro’ya karşı değer kazanacağı beklentim devam ediyor.Eğer euro/tl paritesi 1 olsaydı dolar/tl  de muhtemelen euro/usd=1.0911 in yarısı olan 1.0455 kadar daha yüksekte yani 3.0563 tl olarak yılı kapatacaktı.
 Diğer öngörüm ise Rating kuruluşlarından  Moody’s in geçen yıldan beri negatif izlemede tuttuğu Türkiyenin kredi notunu aşağıdaki kötüye giden Türkiyenin makroekonomik tablosuna bakarak düşüreceği idi:

‘’TÜRİYENİN MAKROEKONOMİK GÖSTERGELERİNİN FOTOĞRAFI


I-Mevsim etkilerinden arındırılmış T.D.İşsizlik oranı
Eylül 2014=%12.7
Eylül 2015=%12.4(Y.T.TUİK 15.12.2015)
II-Enflasyon
2012=%6.16
2013=%7.40
2014=%8.17
2015 11 aylık=%8.58
2015 12 aylık=%9 (tahmini)
III-GSYİH
2013 gsyih=820 012 milyon dolar
2014 gsyih=799 001 milyon dolar
2015 gsyih (9 aylık)=545 946 milyon dolar
2015 gsyih=705 700 milyon dolar(Hazine Müsteşarlığı OVP tahmin)
-IV Cari Açık
 38 109 milyon dolar(Ekim sonu 12 aylık,yıl sonu tahmini 35 milyar dolar)
Cari açık/milli gelir=35/705.7=%4.96
V-Kısa vadeli borçlar
120 549 milyon dolar(Ekim 2015 sonu itibarıyla) (T.C Merkez Bankası 15.12.2015)
VI- Türkiyenin Dış Borcu
-Türkiyenin dış borcu:322 691 milyon dolar(2012 2. çeyrek itibarıyla)
-Türkiyenin dış borcu:367 803 milyon dolar(2013 2. çeyrek itibarıyla)
-Türkiyenin dış borcu:402 368 milyon dolar(2014 2. çeyrek itibarıyla)

-Türkiyenin dış borcu:405 223 milyon dolar(2015 2. çeyrek itibarıyla)(T.C Merkez Bankası 15.12.2015)
SONUÇ:Türkiyenin makroekonomik göstergelerine baktığımızda bir bakışta görülen fotoğraf,Aralık 2015 tarihi itibarıyla,Türkiyenin cari açığının hala yüksek,işsizliğin çok yüksek olmaya devam ettiği,enflasyonun ve Türkiyenin dış borcunun yükselmeye devam ettiği,merkez bankasının döviz rezervlerinin 1 yıllık kısa vadeli borçlarının altında olup kurlara baskı yaptığı,2013 yılın sonunda 820 milyar dolar olan milli gelirin 2014 sonunda799 milyar dolara ,bu yıl sonunda ise 706 milyar dolara düşmesidir’’

Ancak Moody’s 1 kere daha pas geçerek Türkiyenin görümünü negatifte tuttu ama kredi notunu değiştirmedi.

2016 YILI İÇİN TAHMİN

Dolar/tl paritesini etkiliyen ana başlıklar

1)FED etkisi

Önümüzdeki 3 ay içinde ABD'de enflasyonun baz etkisiyle yıllık en az %1.5 ın üzerine çıkmasını projekte ediyor bunun da FED'in faiz arttırımlarını piyasanın beklediğinden daha hızlı ve büyük adımlarla alacağını düşünüyordum(Şu anda yıllık enflasyon %0.5 ama Ocak ayı sonundan Kasım ayı sonuna kadar 10 aylık enflasyon 237.336/233.707= %1.55.(çekirdek enflasyon zaten %2)

http://inflationdata.com/Inflation/C...?reloaded=true


Ama OPEC'in üretim kısıtlama kararı almaması,hatta petrol üretiminde artışa yol vermesi,40 dolarlar bandına oturan petrol fiyatında beklenmedik sert düşüşe neden oldu.Bu da baz etkisi nedeniyle ABD’de beklediğim enflasyon artışını geçersiz hale getirdi.Bu durumda abd petrolü yeniden 40 dolarlara gelmedikçe-manşet enflasyonun %2 ye gelmesi zaman alacaktır bu da abd faiz artılarının daha küçük adımlarla zamana yayılması ve doların gelişmekte olan ülkeler paralarına karşı değer kazanmasını yavaşlatacak bir süreç getirecektir.

2)Jeopolitik Risklerin etkisi

Suriye ve Irakta ISID’ın varlığı ve Türkiyenin komşu ülke olması,Rusya ile uçak düşürme nedeniyle yaşanan yüksek gerilim,Türkiyenin güneydoğusunda çözüm sürecinde PKK nın bu süreci iç savaşa hazırlanma fırsatı olarak kullanması,belirli bölgelere binlerce ton cephane,patlayıcı,mayın,roketatar,doçka ve bixi ağır makinalı tüfek gibi  ağır silahları   yığmasına,hendeklerin kazılmasına,evlerin tünellerle birbirine bağlanmasına büyük bir gaflet içinde valilerin talimatıyla güvenlik görevlilerinin seyirci kalmak zorunda kalması ve şimdi o bölgelerde haftalardır süren çatışmalara rağmen PKK nın bölgeden söküp atılamaması,terör örgütünün Kobaniyi Türkiyeye taşıma gayretleri ülke riski olarak öne çıkıyor.Bu jeopolitik riskler yıllık finansman ihtiyacı 200 milyar dolara yakın Türkiyeye yabancı sermaye akışını azaltacak bir etken olacaktır.

3)Global ekonomi

Çin'in süregelen yavaşlaması ve yuan’ın 2016 da devalue etmesinin beklenmesi, gevşek emtia fiyatları ve zayıf büyüme yüzünden Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerden para kaçmaya devam edeceğini öngörüyorum.

4)İhracat


Takip edilen dış politikaTürkiyeye;Rusya,Mısır,Suriye,Irak,Libya, Tunus,Cezayir,İran gibi yakın bölgelerdeki ihracat kapılarımızı büyük ölçüde kapattı,körfez ülkeleri ve Türki cumhuriyetlere mal ihrac etmek ise transit yolların türk araçlarına kapatılması nedeniyle çok zorlaştı 2015 de düşen ihracatımız için 2016’ da da umut vermiyor.

5)Enflasyon

Emtia fiyatlarındaki düşüş enflasyon düşüşüne katkı verirken asgari ücretin %30 oranında artması ve bunun diğer ücret kademelerinde de zincirleme artışa neden olması sonucunda artan maliyet ve talep artışları nedeniyle enflasyona katkı sağlayacaktır.

Dönem Birim İş Gücü Maliyeti Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru(2003=100) (*)

2010Q1 107,86
2010Q2 116,74
2010Q3 127,58
2010Q4 114,41
2011Q1 107,06
2011Q2 107,36
2011Q3 108,63
2011Q4 99,09
2012Q1 110,68
2012Q2 114,60
2012Q3 129,63
2012Q4 114,65
2013Q1 118,91
2013Q2 121,55
2013Q3 124,25
2013Q4 108,48
2014Q1 111,83
2014Q2 125,78
2014Q3 137,93
2014Q4 129,15
2015Q1 136,18
2015Q2 131,03

Ücretlerdeki artış zaten Merkez bankasının Birim İş Gücü Maliyeti Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru tablosuna göre aşırı pahalı türk lirasını daha da pahalı hale getirecek,yeniden rekabet gücü kazanabilmek için enflasyon ve devaülasyona ihtiyaç duyacaktır.

6)Dış finansman ihtiyacı

Türkiyenin 1 yıl vadeli kısa dönem borcu 120 milyar dolar,toplam dış borcu 400 milyar doların biraz üzerinde ,emtia fiyatlarının düşmesi nedeniyle ithalat ve cari açık azalsa da yine de milli gelirin %5 ine yakın cari açık,ve merkez bankasının kısa vadeli borçlardan bile az döviz rezervleri,kurlara yukarı yönde baskı yapacaktır.

7)Türk lirası dolara karşı hala değerli pozisyonunu korumaktadır.2003-2013 döneminde %142 enflasyon olmasına rağmen doların neredeyse aynı seviyelerde kalması(%8.4) son zamanlarda bir miktar değer kaybetmesine rağmen türk lirasının hala değerli kalmasına neden olmaktadır.

SONUÇ:Tüm dolar/tl paritesini etkileyen yukarıdaki nedenlerin bileşkesi olarak 2016 yılı sonu dolar tahminimi –Türkiyenin bir ekonomik krize girmemesi şartıyla-2015 kapanış fiyatının %20-25 üzeri 3.50-3.65 tl arası bandda yapıyorum.

15 Ekim 2015 Perşembe

ABD EKONOMİSİNİN TEMEL GÖSTERGELERİNE BAKIŞ



ABD EKONOMİSİNİN TEMEL GÖSTERGELERİNE BAKIŞ


İşsizlik oranı:%5.1

Büyüme:%2.7

Çekirdek enflasyon:%1.9

Cari açık/milligelir:-%2.4

Bütçe açığı/milli gelir:-%2.5

Tüketici güveni:103.0

Hane halkı serveti:85.7 trilyon dolar

Sanayi kapasite kullanım oranı:%77.6

Perakende satışlar=%2.4=6

İnşaat izinleri=1 170 000
Yeni ev satışları:552 000
İkinci el ev satışları:5 310 000

-İŞSİZLİK

Şu anda ABD’de %5.1 gelen işsizlik oranı doğal işsizlik oranı kabul edilen %5 oranını neredeyse yakalamış durumdadır.Her ne kadar son gelen 142.000 ilave istihdam artışı piyasalar tarafından beklenen 200 000 artışın altında kaldığı için beğenilmediği için olumsuz bir piyasa tepkisiyle karşılaşıldığı halde aslında bu son derece mantıksız bir beklenti olup,gelen rakam son derece iyi bir rakamdır.Nedeni aşağıdaki tabloda:
                                                                   Sept 2014        July 2015     Aug 2015    Sept 2015

Employment status(*1000)




Civilian noninstitutional population
248,446
250,876
251,096
251,325
Civilian labor force
155,845
157,106
157,065
156,715
Participation rate(%)
          62.7
          62.6
       62.6
           62.4
Employed
146,607
148,84
149,036
148,8
Employment-population ratio(%)
         59.0
          59.3
      59.4
            59.2
Unemployed
9,237
8,266
8,029
7,915
Unemployment rate(%)
           5.9
           5.3
       5.1
              5.1

Analitik bir yaklaşımla,her ay 200 000 lik bir istihdam artışı ,yıllık 2 400 000’lik bir istihdam artışına tekabül eder,aynı süre içinde yaklaşık 1.000,000 ilave işgücüne katılım olduğunu varsaysak bile bu 1 yıl sonra işsiz sayısının kabaca 6.5 milyon civarına inmesi demektir,bu rakamı ilave 1 milyonluk işgücüne katılımla kabaca 157.7 milyona çıkacak işgücüne orantılarsak 1 yıl sonra işsizlik oranının %4.1’e düşmesi manasına gelir.Halbuki 1970 den beri son 45 yıl içinde sadece 1 kere 2000 yılında internet devrimi ve teknoloji firmaların patlaması ile amerikan ekonomisinde %5.3 gibi bir daha ulaşılması çok zor bir yıllık gsyih artışı ile bile %4 işsizlik oranı yakalanmış,bugün bir çok işte otomasyon ve verimlilik artışı ,çevreyi kirleten ve katma değeri az iş kollarının gelişmekte olan ülkelere taşınması,kimi mesleklerin işlevsiz kalması nedeniyle aynı orana inilmesi mümkün gözükmüyor,dolayısıyla FED bile %5 civarı işsizlik oranını doğal işsizlik oranı görüyor,İşsizliğin bugünkü projeksiyonlara göre inebileceği en düşük seviye %4.6-%4.7 görülüyor ki bu sevilerde de bu oranı kalıcı biçimde uzun süre korumak çok zor gözüküyor..İşsizliğin %10 olduğu seviyede gelen ve iyi olarak değerlendirdiğiniz bir istihdam artışını ,işsizlik seviyesi %5 e indiğinde de bekleyemezsiniz,bu realist bir yaklaşım olamaz.Durum böyle olunca bundan sonraki aylarda önce 100-150 bin,sonra 50-100 bin,ve daha sonra 0-50 bin arası istihdam artışları görmek beklentileri karşılar ve sağlıklıdır.6 ay daha 200 bin civarında istihdam artışı demek sonraki aylarda sıfır artış manasına gelir ve bu çok olumsuz tablo yaratır ama muhtemelen böyle olmayacak,kademeli olarak azalsa da istihdam artışları zamana yayılarak devam edecektir.Sonuç olarak ABD için gelen istihdam verileri çok iyi olup,doğal %5 işsizlik oranını yakalamasıyla önemli bir hedefini yakalamıştır.

ENFLASYON

ABD’de enflasyon  Amerikan Merkez Bankasının  %2 lik hedefinden uzakta olsa da enerji ve gıdayı dışarıda bırakan çekirdek enflasyonda %1.9 ile hedefi neredeyse yakalamıştır.

DİĞER MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER


Yıllık %2.7 büyüme oranı ile ABD ekonomisi %3 civarında büyüme beklentisine yakın ılımlı bir büyümeyi sürdürmektedir.Sanayi ve tüketici harcamaları kısmında ekonomi göreceli olarak daha zayıf,buna karşın inşaat emlak sektöründe 2008 krizinden bu yana en iyi seviyedir.ABD hane halkı 85.7 trilyon dolara ulaşan serveti ile tarihinin en yüksek refah seviyesine ulaşmış, 103.0 seviyesine ulaşmış yüksek tüketici güveni ile artık harcama yapmaya hazır hale geldiğinin sinyallerini vermeye başlamıştır..

SONUÇ VE YORUM

2008 ekonomik krizinden sonra FED uyguladığı sıfır faiz politikası  ve parasal genişleme politikaları ile ekonomiyi krizden çıkardığı ve belirli ölçüde toparladığı söylenebilir.Ancak görüyoruz ki bilanço 850 milyar dolardan 4.5 trilyon dolara çıkmasına rağmen ,bu paranın dolaşıma girmediğini,tüketiciye harcama yaptırmadığını,yatırımlara gitmediğini,büyüme ve enflasyon yaratmadığını,banka kasalarında kaldığı,ya finansal balonlar yarattığını,ya da bol ve ucuz kaynakla gelişmekte olan ülkelerde getiri aradığını görüyoruz.Aynı yaklaşımın Avrupa ve Japonyada da fazla işe yaramadığını görüyoruz.Aslında kanımca parasal genişleminin esas hedefi tüketici olmalıydı.Örneğin şöyle bir yol izlenebilirdi:Yıllık gelirinden 10 000 dolara kadar fazla harcayan tüketicilere gelirinden fazla harcadığı paranın  yarısı yıl sonunda iade edilirdi.Kabaca bu uygulamadan 150 milyon kişinin faydalandığını düşünelim,bu yaklaşık 1.5 trilyon dolarlık harcama eder,bunun tüketiciye ödenecek kısmı 750 milyar dolar eder,bunun bir kısmı da gönüllü şirketler tarafından finanse edilir(Kampanyaya katılacak firmalar satışların arttıracak olmaları nedeniyle,diğer firmaları da katılmaya zorlayacaktır.)Maliyetin üçte birinin firmalarca karşılanacağını varsayarsak,bunun devlete maliyeti 500 milyar dolar,gsyih’ya oranı 500/17419 =%2.87 olur ki,bunun abd ekonomisine faydası fed’in 4 trilyon doları aşan ekonomik genişleme politikasından çok daha fazla olur tüketici harcamalarında yıllık ilave 2/11.2=%18’e yakın artış sağlardı.Bu tüketim artışı nedeniyle hem ilave yatırım ve istihdam artışı sağlanır hem de enflasyon yaratılırdı.
Faize gelince,sıfır faiz kriz dönemlerinde ekonomiye destek vermek için kısa süreli uygulanabilir,ama kortizon tedavisinde olduğu gibi süre uzar,doz yüksek olursa bünyede tahribat yapar.Sıfır faiz aşırı risk almayı teşvik eder,ekonomik ortamın normale döndüğü şartlarda kar üretmeyecek ,fizıbıl olmayan projelere yatırım yapmayı cesaretlendirir,bol ve ucuz para ile kaynakların verimsiz alanlara yönlenmesi,ucuz parasal kaynaklarla finansal balon yaratma riski ve tüm bu nedenlerle bir sonraki ekonomik kriz için fay hatlarında enerji biriktirmeye başlamasına neden olabilir.
Sonuç olarak ABD ekonomisinin toparlandığını,ekonominin normal zamanlardaki standartlarına geri dönmesi zamanının geldiğini söyleyebiliriz.

18 Nisan 2015 Cumartesi

MAKRO VERİLERLE TÜRKİYENİN EKONOMİK GÖRÜNTÜSÜ(NİSAN 2015)

MAKRO VERİLERLE TÜRKİYENİN EKONOMİK GÖRÜNTÜSÜ(NİSAN 2015)



1)İŞSİZLİK


Dünyada tarım dışı işsizlik oranları ve Türkiye

%
EURO BÖLGESİ 11.3
AVRUPA BİRLİĞİ 9.8
ARJANTİN 6.9
BREZİLYA 5.9
ENDENOZYA 5.9
RUSYA 5.8
ABD 5.5
HİNDİSTAN 4.9
MEKSİKA 4.3
ÇİN 4.1
GÜNEY KORE 3.9
MALEZYA 3.0

TÜRKİYE 13.4



Türkiyede işsizlik oranları gerçekten de çok kötü ve giderek de daha kötüye gidiyor ,işsizlik diye kıvranan Euro Bölgesi işsizlik oranlarını bile geride bırakmışız.ABD nin işsizlik oranının ise 2 katından bile fazlayız.



2)İHRACAT

http://www.tim.org.tr/tr/ihracat-ihr...-tablolar.html

Türkiye İhracatcılar Meclisinin yukarıdaki linkine tıkladığımız zaman,yılın ilk 3 ayı itibarıyla ihracatın sert düşüş trendi içinde olduğunu görüyoruz,ihracatta geçen yıla göre en az 20 milyar dolarlık azalış tahmin ediyoruz.

3)MİLLİ GELİR

Gelen işsizlik ve ihracat verileri ve diğer sinyallerle birlikte yılın ilk çeyreğinde milli gelirdeki artışın iyice yavaşlaması ve %0.2-0.4 arası gerçekleşmesini bekliyoruz.Türkiyenin cumhuriyet tarihi boyunca yıllık ortalama milli gelir artışı %5 civarında olduğu düşünülürse,şu anki büyüme hızı çok düşük ve var olan yüksek işsizlik rakamları ile birlikte değerlendirildiğinde sosyal sıkıntılara yol açabalicek riskleri içnde barındırmaktadır.

4)ENFLASYON

Yılın daha ilk 3 ayında gerçekleşen %3.03’lük enflasyon ,Merkez Bankasının yıllık %5 enflasyon hedefini önceki yıllarda olduğu gibi çöpe atmıştır.17 Nisan günü açıklanan Merkez Bankası Beklenti anketinde yıl sonu beklenen tüketici enflasyonu %7.29,bizim beklentimiz ise artan kur –enflasyon geçişkenliğinin de katkısıyla en az % 9’un üzeridir.

5)TÜKETİCİ GÜVENİ


23 Mart’da TUİK tarafından açıklanan tüketici güven endeksi tarihi en düşük 64.4 seviyesine inmiştir.


6)TÜRKİYENİN DIŞ BORCU


Kısa vadeli borç:132 957 milyon dolar
Toplam borç : 402 415 milyon dolar

Kaynak: HAZİNE MÜSTEŞARLIĞINCA HAZIRLANAN TÜRKİYE BRÜT DIŞ BORÇ STOKU (Milyon $)
Alınarak Merkez Bankası tarafından 16.4.2015 tarihinde yayınlanan ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONU 13.bölümden alınmıştır.


7) ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONU ALTINCI EL KİTABI – AYLIK


Varlıklar: 232.433 milyon dolar
Yükümlülükler: 634.576 milyon dolar
Uluslararası Yatırım Pozisyonu, net: -402.143 milyon dolar


Kaynak: Merkez Bankası tarafından 16.4.2015 tarihinde yayınlanmıştır.


8) FİNANSAL KESİM DIŞINDAKİ FİRMALARIN DÖVİZ VARLIK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ (Milyon USD)


Varlıklar: 97 729 milyon dolar
Yükümlülükler: 275 181 milyon dolar
Net Döviz Pozisyonu: -177 452 milyon dolar

Kaynak: Merkez Bankası tarafından 2.4.2015 tarihinde yayınlanmıştır




9)DÖVİZ KURLARINDA OLUŞAN YENİ DENGELER İLE MAKROEKONOMİK RASYOLARDA YIL SONU İTİBARIYLA GELECEĞİ TAHMİN EDİLEN SEVİYELER


Uzun zamandır,-türk lirası cinsinden sabit fiyatlarla ortalamanın üstünde bir büyüme olmasa da-enflasyonla şişirilmiş cari milli gelir,hiç yükselmeyecek gibi kurgulanan dolar kuruna bölünerek,kağıt üzerinde dolar cinsinden dış borç/milli gelir,cari açık/milli gelir,kişi başı gelir gibi rasyolarla kağıt üzerinde ekonomik göstergelerin çok iyi olduğu algısı yaratıldı.Normalde uzun süre sürdürülemez olan bu tablo Amerikan Merkez Bankasının ekonomik krizi aşmak için 4 trilyon dolara yakın parayı piyasalara vermesinin desteğiyle çok şanslı bir dış konjonktür’ de yıllarca sürdü.Şimdi Amerikan ekonomisi yeniden rayına girip,parasal daraltma politikalarının eşiğine gelip dolar olması gereken değerine doğru yol almaya başlayınca güzel görünen bütün rasyoların makyajı akmaya başladı.Şimdi rakamlara birlikte bakalım:

Milli Gelir:

2013:823 044 milyon dolar
2014:800 107 milyon dolar

Türkiyenin dış borcu:

2013:389 115 milyon dolar
2014:402 415 milyon dolar

Cari açık:

2013:64 658 milyon dolar
2014:45 947 milyon dolar

Kişi başı gelir:

2013:10 822 dolar
2014:10 404 dolar


Şu anda yılın dördüncü ayındayız,yani henüz yılın 1/3 ü bile tamamlanmadı ama şu andaki yaklaşık 1 dolar:2.70 tl kuru yıllık ortalama kur rakamı alırsak bakalım hangi rasyolara ulaşıyoruz.


1)Milli gelir

Türkiyenin 2014 cari milli geliri:1 749 782 milyon tl

2015 de Türkiyede enflasyon+reel büyüme=%10 cari milli gelirde büyüme olduğunu varsayarsak:

2015 cari milli geliri:1 924 760 milyon tl
1 dolar:2.70 tl
2015 milli geliri:712 874 milyon dolar


Buna göre son 3 yılın tablosu:

2013:823 044 milyon dolar

2014:800 107 milyon dolar

2015:712 874 milyon dolar

Şeklinde oluşuyor.

2)Türkiyenin dış borcu:

Borcun hiç artmadığını aynı kaldığını varsayalım,bu durumda:

Dış borç/milli gelir:

2013: 389 115/823 044=%47.28

2014: 402 415/800 107:%50.3

2015: 402 415/712 874:%56.45

Şeklinde oluşuyor.

3)Cari açık:
Petrol fiyatlarında düşmeyle birlikte 2015 yılında ithalatta bir düşme,buna mukabil dolar endeksinde yükselme,euronun ,rublenin değer kaybatmesi,ortadoğuya ihracat yapmanın zorlaşması gibi nedenlerle turizim ve ihracat gelirlerinde azalma,totalde ise cari açıkta bir miktar azalma bekleniyor,2014 yılındaki yaklaşık 46 milyar dolarlık cari açığın 2015 yılında 40 milyar dolara düşeceğini varsayarsak(Merkez bankasının Nisan ayı beklenti anketinde 37.9 milyar dolar):

Cari açık/milli gelir

2015: 40/712.9=%5.61
Son 3 yıl için ise:

2013: 64 658/823 044=%7.86

2014: 45 947/800 107=%5.74

2015: 40/712.9=%5.61

Şeklinde oluşuyor.

4)Kişi başı milli gelir:

Türkiyenin 2014 yılı nüfusu 77 695 904 kişi ve yıllık nüfus artışı %1.33

2015 sonu tahmini nüfusu: 78 729 260

2015 yılı tahmini kişi başı milli gelir: 712 874 000 000/78 729 260=9 055 dolar

Son 3 yıl için ise:

2013: 10 822 dolar

2014: 10 404 dolar

2015: 9 055 dolar

Şeklinde oluşuyor.

15 Nisan 2015 Çarşamba



Dünyada tarım dışı işsizlik oranları ve Türkiye


%
EURO BÖLGESİ 11.3
AVRUPA BİRLİĞİ 9.8
ARJANTİN 6.9
BREZİLYA 5.9
ENDENOZYA 5.9
RUSYA 5.8
ABD 5.5
HİNDİSTAN 4.9
MEKSİKA 4.3
ÇİN 4.1
GÜNEY KORE 3.9
MALEZYA 3.0

TÜRKİYE 13.4

Türkiyede işsizlik oranları gerçekten de çok kötü,ve giderek de daha kötüye gidiyor ,işsizlik diye kıvranan Euro Bölgesi işsizlik oranlarını bile geride bırakmışız.ABD nin işsizlik oranının ise 2 katından bile fazlayız.Bu kadar kötü işsizlik oranları,ilk çeyrek büyümesinin de kötü geleceğinin sinyali.İhracat sert düşüş trendi içinde,enflasyon düşmüyor,tüketici güveni düşük,dış borç 400 milyar doların üzerinde,Türkiyenin uluslararası net yatırım pozisyonu net 424.5 milyar dolar eksi veriyor,yükümlülükleri ise 657.2 milyar doları bulmuş.Bu tablonun tümü birlikte okunduğunda seçimlerden sonra ilk değerlendirmede Türkiyenin kredi notunun da düşürülmesi-O zamana kadar makroekonomik göstergelerde bir düzelme olmaz ise-kaçınılmaz gözüküyor.Bu da bardağı taşıran son damla ve baraj kapaklarının açılması sonucunu getirebilir.

31 Mart 2015 Salı

TÜRKİYENİN 2014 YILI GSYİH'sı AÇIKLANDI

Bugün Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) Türkiyenin 2014 yılı GSYİH rakamını açıkladı;bu rakamlara göre 2014 yılında türkiye ekonomisi sabit fiyatlara % 2.9 büyürken dolar cinsinden %2.8 küçüldü.
Cumhuriyet dönemine genel olarak bakarsak:

1)Atatürk dönemi 1923-1938 arası :
6.282.725/2.174.337=2,8894
Bu rakamın 15.ci dereceden kökünü alırsak:
Yıllık ortalama büyüme=%7,33

2)AKP iktidarına kadar,1946-2002 çok partili dönem:
72.519.831/4.386.885=16,5310
Bu rakamın 57.ci dereceden kökünü alırsak:
Yıllık ortalama büyüme=%5,04

3) AKP iktidarına kadar,ikinci dünya savaşı dahil 1923-2002 tüm cumhuriyet dönemi:
72.519.831/2.174.337=33,3526
Bu rakamın 79.ci dereceden kökünü alırsak:
Yıllık ortalama büyüme=%4.54

4) 2014-2002 arası AKP iktidarı dönemi :
126.069.789/72.519.831=1.7384
Bu rakamın 12.ci dereceden kökünü alırsak:
Yıllık ortalama büyüme=%4.72

Bir ülkenin ekonomi yönetiminde en önemli başarı kriteri milli gelirdeki büyüme oranıdır.Dönemsel kıyaslama yaparsak;12 yıllık AKP döneminde,türkiyenin dış borcunun yaklaşık 130 milyar dolardan 400 milyar dolara çıkartarak 270 milyar dolarlık dış kaynak sağlanmasına,50 milyar doların üzerinde özelleştirme yapılarak fon sağlanmasına ve bu dönem içinde 100 milyar doların üzerinde doğrudan veya porföy yatırımı şeklinde ülkeye para girmesine rağmen ortaya çıkan büyüme rakamları hayal kırıklığıdır.Üstelik bu kadar müthiş kaynak girişine rağmen,daha önceki dönemlerde olduğu gibi ne bir ereğli,ne bir tüpraş,ne bir petkim gibi dev sanayi tesisleri de ülkeye kazandırılamamış,bu finansman kaynaklarının büyük kısmı tüketime,taşa toprağa gitmiştir.
Milli gelir ölçme yöntemlerinde hesaplanan cari rakamlar enflasyondan arındırılarak net reel büyüme rakamları bulunur,yıllık büyüme rakamlarını mukayese edebilmek için belirli bir yıl referans alınır,o yılın ‘’sabit fiyatlarıyla’’ seriler oluşturulur.Döviz cinsinden milli gelir hesabı yapılamaz,ancak dış borç,dış ticaret gibi büyüklükler dolar cinsinden hesaplandığından,dış borcun,ithalatın,ihracatın milli gelire oranı döviz(dolar) cinsinden hesaplanır.Dolayısıyla milli gelir ‘’sabit fiyatlarla’’ tl cinsinden hesaplanır.Milli gelir tl cinsinden hesaplanırken enflasyondan arındırılırken,’’doların enflasyon kadar artmaması nedeniyle’’ mili gelirimiz dolar cinsinden şuradan şuraya geldi demenin matematiksel bir anlamı ve temeli yoktur,dolayısıyla ‘’dolar cinsinden milli gelirimiz 3 kat arttı’’ demenin de bir anlamı yoktır.Zaten 1(bir),3(üç) olunca milli gelir %300 artmaz,1’in 2 olması %100’lük,1’in 3 olması %200’lük artıştır.İlkokul düzeyinde öğrencilerin bile yapabileceği bu basit hesabı,meydandaki politikacıların yapamayacak kadar cahil olduklarını varsayamayız,olsa olsa rakamların saptırıldığından bahsedebiliriz..
NOT:Bu arada TUİK 2018 yılında,8Mart 2008 tarih ve 37 sayılı yazısıyla ve milli gelir ölçme standartlarını değiştirdiği için ,1987 bazlı seride 400 milyar 46 milyon dolar olarak ilan edilen 2006 yılı milli gelir rakamı geriye dönük olarak yüzde 31.6 artışla 526 milyar 429 milyon dolar olarak revize edildi. Böylece kişi başına milli gelir de 5 bin 482 dolardan 7 bin 502 dolara yükseldi. Yine 2007 yılında ise kişi başına milli gelir geriye dönük revizyonla 9 bin 333 dolara çıktı.(648 754 milyon dolar milli gelir)(politikacılar tarafından kişi başı gelir şuradan şuraya çıktı denirken rakamları takip eden profesyoneller dışında,çok az kişi bu değişlikten haberdar,dolayısıyla milli gelirdeki gelinen seviyeyi geçmişle mukayese ederken bu yöntem değişikliğinden gelen artışı da hesaba katmak gerekir.Örneğin TUİK eski hesaplama yöntemini kullanmış olsaydı,bugün açıklanan 2014 yılı GSYİH rakamı 800.107.000 dolar değil,607.984.000 dolar olacaktı. )

Ek1:
TUIK’in 8Mart 2008 tarih ve 37 sayılı yazısı:
‘’1998 yılı ile 2007 yılı 3. dönemini kapsayan 1998 bazlı Gayri Safi Yurtiçi Hasıla güncelleme çalışmaları tamamlanmıştır.
Ulusal Hesaplar Sistemi güncelleme çalışmaları ile ülkemizin makro ekonomik istatistiklerinin yöntem, kapsam, tutarlılık ve uluslararası karşılaştırılabilirliğinde önemli iyileşmeler sağlanmıştır.
Yapılan güncellemenin gerekçesi ortaya çıkan yeni ihtiyaçlardan dolayı hesaplamalara ilişkin kapsam ve yöntem değişikliğine gidilmesidir.
Yeni Gayri Safi Yurtiçi Hasıla tahminleri, kapsamlı ve bütünleşik hesap setlerinden oluşan Avrupa Hesaplar Sistemine (ESA95) göre derlenmektedir.
Üretim yöntemi ile hesaplanan 1998 bazlı Gayri Safi Yurtiçi Hasıla serisi 1987 bazlı Gayri Safi Yurtiçi Hasıla serisine göre 2006 yılı için cari fiyatlarla %31.6 artış göstermiştir.
2006 yılına ilişkin 1987 bazlı seride cari fiyatlarla Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 576 322 Milyon YTL iken, 1998 bazlı seride %31.6’lık artışla 758 391 Milyon YTL olmuştur.
ABD doları cinsinden 1987 bazlı seride cari fiyatlarla GSYH 400 046 Milyon Dolar iken, 1998 bazlı seride GSYH değeri 526 429 Milyon Dolar olmuştur.’’

Ek2:
1923-2014 arası sabit fiyatlarla GSYİH rakamları tablosu:

1988 Cari
Fiyatlarıyla Fiyatlarla
Bin TL Bin Dolar


1923 2.174.337 1.117.171
1924 2.492.515 1.416.708 14,6
1925 2.804.814 1.815.339 12,5
1926 3.315.515 1.957.048 18,2
1927 2.892.993 1.745.748 -12,7
1928 3.205.292 1.618.653 10,8
1929 3.895.289 2.065.397 21,5
1930 3.990.816 1.571.268 2,5
1931 4.318.547 1.394.220 8,2
1932 3.860.018 1.164.811 -10,6
1933 4.456.693 1.359.223 15,5
1934 4.737.395 1.456.313 6,3
1935 4.594.105 1.555.788 -3,0
1936 5.653.718 2.000.488 23,1
1937 5.739.692 2.132.122 1,5
1938 6.282.725 2.945.098 9,5
1939 6.715.535 3.118.413 6,9
1940 6.394.418 3.633.795 -4,8
1941 5.731.609 4.527.589 -10,4
1942 6.047.582 9.357.030 5,5
1943 5.455.316 13.905.910 -9,8
1944 5.178.288 10.078.063 -5,1
1945 4.386.885 8.251.666 -15,3
1946 5.794.069 7.200.205 32,1
1947 6.034.355 5.280.437 4,1
1948 6.287.798 6.641.051 4,2
1949 5.974.365 6.349.345 -5,0
1950 6.535.869 6.778.814 9,4
1951 7.372.030 8.177.552 12,8
1952 8.253.063 9.395.076 11,9
1953 9.179.478 10.933.541 11,3
1954 8.916.167 11.164.426 -3,0
1955 9.637.012 13.422.082 7,9
1956 9.950.445 15.484.393 3,2
1957 10.738.516 20.619.361 7,8
1958 11.228.054 24.583.412 4,5
1959 11.747.056 30.715.892 4,1
1960 12.088.767 19.477.923 3,4
1961 12.296.707 10.788.924 2,0
1962 13.043.630 12.526.758 6,2
1963 14.273.148 14.484.982 9,7
1964 14.864.285 15.397.379 4,1
1965 15.253.071 16.474.579 3,1
1966 17.039.691 19.563.611 12,0
1967 17.806.764 21.809.098 4,2
1968 18.999.817 24.196.997 6,7
1969 19.775.226 27.039.887 4,1
1970 20.414.649 25.306.728 3,2
1971 21.551.049 22.636.950 5,6
1972 23.151.408 28.651.743 7,4
1973 23.906.648 36.081.504 3,3
1974 25.244.098 49.746.291 5,6
1975 27.055.134 62.226.892 7,2
1976 29.885.443 71.223.693 10,5
1977 30.903.510 81.467.836 3,4
1978 31.367.990 89.073.430 1,5
1979 31.172.207 108.837.306 -0,6
1980 30.409.328 90.678.582 -2,4
1981 31.886.191 94.641.620 4,9
1982 33.022.409 85.353.718 3,6
1983 34.663.955 81.133.845 5,0
1984 36.990.584 78.824.730 6,7
1985 38.559.523 89.263.178 4,2
1986 41.263.307 100.873.141 7,0
1987 45.177.429 115.096.810 9,5
1988 46.135.349 121.667.375 2,1
1989 46.251.445 142.635.440 0,3
1990 50.532.158 200.554.694 9,3
1991 51.000.345 200.501.800 0,9
1992 54.052.352 210.583.825 6,0
1993 58.399.252 238.377.450 8,0
1994 55.213.184 176.955.492 -5,5
1995 59.183.688 225.940.654 7,2
1996 63.329.692 243.411.534 7,0
1997 68.097.659 253.705.729 7,5
1998 70.203.147 270.946.852 3,1
1999 67.840.570 247.543.705 -3,4
2000 72.436.399 265.384.360 6,8
2001 68.309.352 196.736.198 -5,7
2002 72.519.831 230.494.220 6,2
2003 76.338.193 304.901.341 5,3
2004 83.485.591 390.386.833 9,4
2005 90.499.731 481.496.931 8,4
2006 96.738.320 526.429.394 6,9
2007 101.254.625 648.753.606 4,7
2008 101.921.730 742.094.395 0,7
2009 97.003.114 616.703.325 -4,8
2010 105.680.142 735.828.349 8,9
2011 115.174.724 773.980.00 %8,8
2012 117.625.021 786.283.00 %2,1
2013 122.556.461 823.044.000 %4,2
2014 126.069.789 800.107.000 %2.9



Not: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanmış olan büyüme hızları kullanılarak Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından hesaplanmıştır.
Not 2 =DPT nin çalışması 2011 yılına kadar olup,sonraki rakamlar TUİK’den alınarak ilave edilmiştir

25 Mart 2015 Çarşamba

FED toplantısında ne tahmin ettik,ne gördük

FED toplantısında ne tahmin ettik,ne gördük


1)FED beklendiği gibi,’’patient’’ sabır sözcüğünü yeni açıklamasında kaldırdı,Nisan ayı için bir faiz arttırımının sözkonusu olmadağını açıkladı.Haziranda ise kapıyı tamamen kapatmayarak,veri setine bağlı olarak faiz ile ilgili bir karar alınacağını söyledi.Buraya kadar bir sürpriz ya da beklentilere ters bir durum yok.

2)Sürpriz olan ,FED’in yıl sonu enflasyon ve faiz tahminlerini indirmesi oldu.Bir önceki FED ‘in yıl sonu faiz tahmini olan 1.125 ,0.625 e indirildi.FED açıklaması sonrası piyasalara hareket getiren,riskli varlıklara yönlendiren ve dolara değer kaybettiren de bu açıklama oldu.

3)FED’in açıklamasından çıkan en önemli sonuç FED’in proaktif olmayacağı,gelişmelere göre ve gerçekleşmelerin arkasından takip edeceği oldu.Yani FED ,ABD nin tarihsel ekonomi geçmişindeki tam istihdam –enflasyon korelasyonunu göz ardı etti ve proaktif davranmaya cesaret edemedi.
Bu korelasyonu dikkate alarak;benim tahminime göre %5-5.5 tam istihdam bandının üst sırasına değilmesiyle,yaklaşık 3 ay sonra Haziran ayında,hem çekirdek enflasyon hem de ücretlerde sıçrama göreceğiz.(Verileri Temmuz ayında yayınlanacak).Ve ondan sonra sürekli her toplantıda FED in enflasyonun arkasından koştuğunu ve yetersiz faiz arttışlarıyla yetişmeye çalışacağını göreceğiz..
Burada akla şu gelebilir,acaba bu sefer durum geçmişte her zaman olduğundan farklı olabilir mi,örneğin değerli dolar abd ithalatını ucuzlatarak enflasyonu frenleyecek etki yapabilir mi?
Bu sorunun cevabı hayır.Çünkü ABD nin ithalat kompozisyonuna bakarsak ,sıralama şöyle:
1)Çin %19,2; 2)Kanada %14.5; 3)Meksika %12 ;4)Japonya%6 ;5)Almanya %5
Bu ülkelerden Meksikadan yapılan ithalatının büyük kısmı ABD’nin yıllık 310 milyar doları bulan petrol ithalatının bir bölümü,alman sanayi ürünleri ise rekabet gücünü fiyatıyla değil kalitesiyle sağlıyor,abd doları,japon yenine göre ise son 1 yıl içinde değer kazanmamış,değer kaybetmiş.Burada en önemli ithalat ülkesi olan Çin.Ama Çin parası da,dolara karşı sabitlenmiş durumda,yani son 1 yıl içinde dolar Çin yuanına karşı herhangi bir değer kazanmamış.Ayrıca makineleşme,otomasyon ve yüksek verimlilik nedeniyle abd tarım ürünleri fiyatının abd dolarının değer kazanmasından etkilenmeyecek rekabetçi fiyatlara sahip olduğunu da eklememiz gerekir.
Ama şimdi işin esasına gelirsek,zaten abd’nin enflasyon geçmişinde,enflasyon maliyet artışından değil,hep talep artışından patlamıştır. Tam İstihdam durumu;Ekonomi bu seviyeye gelince,hem nitelikli eleman bulma güçlüğü nedeniyle ücretlerde sıçrama oluyor,ve ürün maliyetlerinde artışa neden oluyor,hem de işgücüne ilave katılımlarla pazarda doğan ilave alım gücü ,talep artışları fiyatları yukarı çekiyor ve bir anda enflasyonda sıçramalara yol açıyor. Bu nedenle abd merkez bankasının ekonomide ısınma olmaması,enflasyonda sıçrama olmaması için henüz tam istihdam oranına gelmeden faizi arttırarak talepteki artışı frenlemesi gerekiyordu.
Şu anda abd hane halkının serveti ve refahı 82.9 trilyon dolarla tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmış durumda,tüketici güveni yüksek,ve istihdam oranları son 20 yılın en ağır kış koşullarına ve petrol sektörüne özel iş kayıplarına rağmen tam istihdam seviyesinin üst bandına değmiş durumda.Yani talebe bağlı enflasyon sıçraması için bütün koşullar oluşmuş durumda.Temmuz ayından itibaren tarih yine tekerrür etmiş ve FED enflasyonun ardından bakakalmış mı,yoksa proaktif davranmamakla doğru mu yapmış hep beraber göreceğiz.Tabii bu arada piyasalar 3-4 ay daha,son ana kadar balonları keyifle şişirmenin mutluluğunu yaşayacaktır.

12 Mart 2015 Perşembe

Yıl sonu euro/usd tahmini

Geçen Eylül ayında ,bu yıl sonu olarak euro/usd paritesini 1 olarak öngörmüştüm.Ancak Amerikan ekonomisinde toparlanma beklenenden de hızlı olunca,daha Mart ayının ortasında parite 1.05 lere geldi.Şimdi yıl sonu parite öngörümü 0.85-0.90 olarak revize ediyorum
Yıl sonu euro/usd parite öngörümü 1’den 0.85-0.90 a revize etmemin temel nedeni,henüz Mart ayının ortasına gelmeden ve FED henüz parasal sıkıştırma ve faiz arttırım adımlarına başlamadan paritenin 1.05 lere gelmesi.
Amerikanın tarihsel tam istihdam ve enflasyon ilişkilerine bakılırsa görülür ki,tam isthdama ulaşıldıktan yaklaşık 3 ay sonra enflasyon da başını kaldırmıştır.Şu anda da %5-5.5 arası kabul edilen tam istihdam oranının üst bandına değilmiş durumuna gelinmiştir.Sert kış koşullarına ve petrol sektörüne özel istisnai iş kayıplarına rağmen gelen güçlü istihdam verileri çok muhtemel ki bahar aylarında daha da hız kazancaktır.Tam istihdam ve enflasyon oranları arasındaki korelasyon dolayısıyla Haziran ayında FED in yalnız faiz arttırımı değil parasal sıkılaştırmaya da geçmesi kuvvetle muhtemeldir.Eğer FED geç adım atarsa ,daha ilerki tarihlerde daha yüksek oranda faiz arttırma ve daha hızlı parasal sıkıştırma mecburiyetinde kalacaktır.Nitekim biliyoruz ki FED zamanında adım atmadığı için 1970 lerin sonunda enflasyonun arkasından yetişememiş ,enflasyon %16 ya kadar tırmanmış,ancak 1980 yılında göreve gelen o zaman ki FED başkanı Paul Volcker’in politika faizini %20 ye çıkarması ve sert parasal sıkıştırma adımlarıyla enflasyon dizginlenebilmiştir.Şu anda FED’in elinin altında amerikanın yetkin ekonomistlerinden çok donanımlı bir mutfak ekibi vardır ve her türlü similasyonu karar verici FED üyelerinin önüne koymaktadır,dolayısıyla orada da burada olduğu gibi politik kaygılarla FED in rasyonel olmayacak bir karar alacağını düşünmem.

FED parasal sıkıştırmaya başlayınca ne olur:850 milyar dolardan 4.550 trilyon dolara çıkarttığı bilançosunu daraltırken,hem politika faizi ile kısa vadeli faizleri hem de elindeki menkul kıymetleri satarak amerikan hazine kağıtlarının ve özel sektör kağıtlarının faizlerinin yükselmesini sağlayarak,talebi dengeleyecek,enflasyonu dizginleyecektir..Şu anda Avrupada da yüksek işsizlik ve büyüyeme sorunu var.Bankaların kasası tıka basa para dolu olmasına rağmen firmalardan bir kredi talebi yok,çünkü tüketici talebi olmadığından firmalar kapasite arttırıcı ya da yeni bir yatırım yapma ihtiyacı duymuyorlar.Dolayısıyla bu ay avrupa merkez bankasının parasal genişlemeye başlaması ve bankaların sıfır faizle elde ettiği bol miktarda euro’nun risksiz ve iyi bir getiriyle amerikan hazine kağıtlarına akması sonucunu doğuracaktır(Tabii ,başta japonya,Çin ve diğer ülkelerden de yüksek getirili amerikan kağıtlarına para akacaktır).Avrupadan amerikan kağıtlarına akacak para amerikan dolarının başta euro diğer paralara karşı değer kazanma sürecini destekliyecektir.

Tahminim FED Haziran ayından başlayarak 2-2.5 yıl içinde elindeki 3 trilyon dolarlık menkul kıymeti satacak,bilançosunu tahminen 1.5 trilyon dolara çekecek,bu süreç sonunda FED politika faizi amerikan ekonomisinin normali %3 te,10 yıllık amerikan hazine kağıtı da %4 de dengelenecektir.Bu süreç içinde abd dolarının değerlenmesini piyasalar her zaman olduğu gibi önceden satın alacağı için bu yıl sonu için euro/dolar parite tahminimi 0.85-0.90,gelecek yıl sonu için ise 0.80 e çektim.
Elbette bu senaryo her şeyin bugünkü gibi normal seyrinde gittiği şartlar için geçerlidir.Savaş,büyük bir doğal afet,11 Eylül 2001 deki gibi büyük

7 Mart 2015 Cumartesi


FED NE ZAMAAN FAİZ ARTTIRIR

II-Amerikan Merkez Bankası FED ne zaman faiz arttırır.
FED’in amerikan ekonomisini krizden çıkarmak için faizleri sıfıra indirme ve her ay 85 milyar dolarlık menkul kıymet alma kararının süresinin kriterleri(FED bilançosunu 850 milyar dolar’dan 4.5 trilyon dolara çıkardı) 1)İşsizliğin %6.5’a inmesi 2)Enflasyonun %2 yi geçmemesi idi dolayısıyla işsizliğin %6.5 dan fazla olduğu geçen yıl Ocak ayındaki FED toplantısına kadar bu ifade toplantı tutanağında korundu.
Şu an itibarıyla abd’de işsizlik %5.5 ya kadar indiğinden FED parasal genişlemeye son verdi ,menkul kıymet alımını durdurdu.ABD’de yıllık enflasyon ise şu anda petrol fiyatlarının da sert düşüşüyle -%0.2,gıda ve enerji fiyatlarını dışarıda bırakan çekirdek enflasyon ise %1.6
III-ABD Ekonomisinin Tarihi Geçmişinde Enflasyon Nasıl Artış Gösteriyor.
Bu konuda en önemli gösterge Tam İstihdam durumu.Ekonomi bu seviyeye gelince,hem nitelikli eleman bulma güçlüğü nedeniyle ücretlerde sıçrama oluyor,ve ürün maliyetlerinde artışa neden oluyor,hem de işgücüne ilave katılımlarla pazarda doğan ilave alım gücü ,talep artışları fiyatları yukarı çekiyor ve bir anda enflasyonda sıçramalara yol açıyor.Bu nedenle merkez bankasının ekonomide ısınma olmaması,enflasyonda sıçrama olmaması için henüz tam istihdam oranına gelmeden faizi arttırarak talepteki artışı frenlemesi gerekiyor.Peki ABD de tam istihdam oranı nedir:Uzun vadeli istihdam verilerine göz attığımızda 1970’den beri en düşük işsizlik oranının %4 olduğu görülüyor.
Ama bugün itibarıyla;aradan geçen süre içinde otomasyonda,makineleşmede büyük artış,uzakdoğuda düşük ücretli işçilikle üretilen ürünlerle maliyet olarak rekabet edebilmek için bir çok işin robotlarla gerçekleştirilmesi,bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler nedeniyle ,%5-5.5 arası işsizlik oranında ABD ekonomisinin tam istihdama ulaşmış olacağı genel kabul gören bir görüştür.
IV-FED istihdam rakamlarını göz ardı eder,enflasyonun yükselmesini de bekleyelim derse ne olur
ABD’de enflasyonun düşük olduğu,dolayısıyla istihdam piyasasında ve tüketici güveninde ideal seviyelere gelinmeye çok yaklaşmışken FED’in faiz arttırımına gitmekte geç kaldığını görürsek FED’in hata yaptığını düşünürüm.Amerikan ekonomisi dev bir transatlantik gibidir,yönünü çevirmek zaman alır,geçmiş tecrübelerden görülmüştür ki,bugün FED’in alacağı bir kararın ekonomiye etkisi 9 ile 15 ay arası almaktadır.Dolayısıyla eğer FED proaktif davranmasa,çok geç kalacağını bilmektedir,nitekim aşağıdaki tabloda görüleceği gibi,FED faiz arttırımında geciktiği için amerikada 1979-1982 arası 3 yıl enflasyon %10-13 arasına fırlamış,bu durumda FED frenlere çok sert basarak politika faizini %20’ye kadar çıkartarak ancak enflasyonu dizginleyebilmiştir.Aslında şu an amerikada faiz arttırımı için şartlar çok uygundur,çünkü Avrupa Merkez Bankasının parasal genişleme politikası,FED için çok büyük bir dert olan 850 milyar dolardan,4.5 trilyon dolara çıkan bilançosunu yeniden normal seviyesine çekmek için altın fırsat yaratmaktadır.FED’in bilanço daraltmasıyla çıkacak büyük boşluğu ,faiz arttırımı nedeniyle abd’ye gelip bundan yararlanmak isteyecek avrupa ve japon sermayesinin parası dolduracaktır.Bu şekilde FED 1 taşla 2 kuş vurmuş olacaktır.Piyasalarda fazla bir sarsıntı olmadan hem gelecekte olabilecek enflasyon tehlikesini önlemiş olacak,hem de bilançosunu çok temiz bir operasyonla normal seviyesine çekerek amerikan ekonomisini düz yola çekmiş olacaktır.Faiz arttırımında gecikirse ne olur;bu durumda daha önceleri ne olmuşsa o olur,yani bu seferde yeterli olabilecek bir oranın çok üstünde faiz arttırmak zorunda kalır FED.Sanırım FED üyeleri de bunun farkındadır.
Öngörüm FED’in Haziran ayınfaki toplantısında ilk faiz arttırımını yapmasıdır.

6 Mart 2015 Cuma

Döviz kurlarının oluşmasında ihracat faktörü

Döviz kurlarının oluşmasında ihracat faktörü


Daha önce döviz kurlarının niye yükseleceğini dış dinamikleri temel alarak anlatmaya çalışmıştım.Bugün de iç dinamikler açısından açıklamaya çalışacağım.
Aşağıdaki linkte Türkiye İhracatcılar Meclisinin Pazar günü yayınladığı bir bülten var:


pdf formatındaki sunumu tıkladığınızda:

Şubattan,şubata ihracatın %13 düştüğünü görüyorsunuz:

2014 ŞUBAT 2015 ŞUBAT (MİLYON DOLAR)

12,060,255 10,494,923 TOPLAM İHRACAT

5,403,039 4,798,555 AVRUPA BİRLİĞİ

Bunun Avrupa Birliği dışındaki ülkelere yapılan kısmı reel bir düşüş, Önemli İhracat pazarlarımızdan Rusyaya,rublenin büyük oranda değer kaybetmesi nedeniyle ihracat yapmak zorlaştı. Berbat dış politikamız nedeniyle Ortadoğuda Libya,Mısır,Yemen,Suriye gibi bir çok ülkenin kapısı türk mallarına kapandı.Ama Avrupaya euro cinsinden yaptığımız ihracatın azalması tamamen parite etkisinden kaynaklanıyor,Sattığımız aynı malın,aynı euro cinsinden tutarı,paritenin abd doları lehine dönmesiyle daha az dolar ediyor.
Şubat 2014:1euro:3.0612;1usd:2.2675 ;parite:1.3500
Şubat 2015:1euro:2.7504;1usd:2.4280 ;parite:1.1328

EURO Cinsinden ihracat:

2014:4,002,251
2015:4.236,012
Euro cinsinden avrupa birliğine ihracatta bir düşüş yok.Demek ki önceki yıllarda ihracat rakamının artışı reel değil doların değer kaybıyla ilgiliymiş,gerçekte ihracatta bir artış olmamış,şimdi dolar yeniden eski gücüne geri döndüğü için ihracatımız nominal bazda düşmeye devam edecek gibi gözüküyor.

Dolar  ,başta euro diğer parabirimlerine karşı değer kazanmaya devam edecektir.Çünkü:
1)Daha önce detaylı bir şekilde anlattığım gibi ,kısaca Amerikan ekonomisi toparlanır ve para politikalarında daralmaya giderken euro bölgesi büyüyeme ve işsizlik sıkıntılarıyla parasal genişleme politikaları uygulamasına geçiyor paritenin en azından bire gitmesi kaçınılmaz.

2)Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere geçen yıl ki aynı miktarda malı aynı fiyattan satsanız bile sadece parite etkisiyle ihracat tutarının azalması kaçınılmaz.Geçen sene kabaca 169 milyar dolar ihracat yapmışız kabaca bunun yarısı euro cinsinden ,geçen sene parite 1.35 olduğundan 169 milyar doların yarısı 84.5 milyar euro cinsinden ihracat euro/dolar=1 paritesiyle 62.6 milyar dolara düşüyor.Diğer ülkelere yaptığımız ihracatta,rusyanın alım gücünün düşmesi,mısır,libya,suriye gibi ortadoğu ülkelerinin türk mallarına kapanması nedeniyle %14.5 ihracatımız düşmüş durumda,bu da 72.25 m milyar dolar ediyor,toplamda da geçen yıl sattığımız aynı miktarda mal ve hizmetle geçen yılki 169 milyar dolar ihracat bu konjonktürel şartlarda  134.85 milyar dolara inebilir gözüküyor.

3)Ama esas problem 1 euro=1 dolar paritesine geldiğinde ne olacağı.Dünkü piyasa kapanış değerleriyle
1euro:2.8545;1usd:2.6285;1euro:1.0859

1euro=1usd=2.6285 tl parite ile ihracatımızın kabaca yarısını yaptığımız avrupaya euro cinsinden karlı ihracat yapılabilmesi imkansıza yakın çok zor,şu anda euro geçen yıl Şubat ayı değeri olan 3.0612 değerine göre %6.75 aşağıda,ayrıca bu arada yıllık %7.55 enflasyon ile maliyetlerin artmasını eklerseniz,ihracatta karlılık tamamen erimiş durumda,ayrıca petrol fiyatlarındaki düşüş ağır vergiler nedeniyle fiyatlara çok az yansıdığından,diğer ülkelere göre fiyat rekabeti açısından dezavantajlı duruma geçmiş durumdayız,bu zamana kadar ihracatcılar büyük emeklerle oluşturdukları pazarları kaybetmemek için fedakarlık yapıyorlar ama o da bir yere kadar..Bu da ihracatın çökmemesi için parite 1’e giderken euronun fiyatının dolar fiyatına düşmesini değil,doların euro fiyatına yükselmesini zorunlu kılıyor.

4)Zaten aşağıdaki linkte hem merkez bankasının yayınladığı hem de benim (1usd+1euro) döviz paketine göre yaptığım ve de buraya yayınladığım tablolara göre döviz fiyatlarındaki son yükselişe rağmen türk parası hala çok değerli.


Merkez bankasının Reel Efektif Döviz Kuru Endekslerine İlişkin 15 Şubat 2015 tarihli çalışmasına göre:

1usd:2.4722 TL; 1euro:2.8222 alınarak

1)TÜFE -Gelişmiş Ülkeler Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru (2003=100)=124.4

Şu an ki: 1euro:1.10859 paritesini dikkate alırsak;

1USD:3.1575;1EURO:3.4287 TL Rakamlarına ulaşıyoruz
1USD:1EURO:3.2931 TL (Parite 1 e giderse)

2) Birim İş Gücü Maliyeti Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru(2003=100) =130.51(*)

(*) Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), ülkelere ait birim iş gücü maliyeti verilerinin yayımını durdurduğu için veriler güncellenememektedir.


Bu veri en son 2012 ilk çeyrekteki rakamlara içermektedir.


Şu an ki: 1euro:1.0859 paritesini dikkate alırsak;


1USD:3.3126;1EURO:3.5971 Rakamlarına ulaşıyoruz
1USD:1EURO:3.4549 TL (Parite 1 e giderse)


3)Merkez bankasının bu çalışmaları çok sayıda ülkelerin para birimleri dikkate alınarak hesaplanmış,aşağıda da benim yine 2003 yılı başından beri sadece euro ve dolar dikkate alınarak yılbaşı itibarıyla yaptığım bir çalışma var(Niye merkez bankası da ben de 2003 yılı başını referans aldım çünkü 2002 yılı cari açığın hemen hemen sıfır olduğu dengelendiği yıl)

‘’DÖVİZ KURLARINDA 12 YILLIK DEĞİŞİM,MUHTEMEL DENGE ,PİVOT SEVİYELERİ

1-TCMB GÖSTERGE DÖVİZ KURLARI(TL):


31.12.2002 31.12.2014

1 USD 1.6477 2.3311
1 EURO 1.7189 2.8323


ABD Dolar Artış:% 41.48
EURO Artış: % 64.77
Kur Paketinde artış:% 53.37

http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/conne...nkasi+Kurlarii


2-Aralık 2012 sonundan ,Aralık 2014 sonuna enflasyon oranında artış:% 181.50

http://tuikapp.tuik.gov.tr/medas/donusum_hesap.zul


3-12 yıllık dönemde enflasyon %181.50 oranında artar iken,(0.5usd+0.5euro)kur paketi yalnız %53.37 artmış.Ama aynı dönemde ABD ve avrupada da enflasyon olduğunu dikkate almak gerekir.
Aynı dönem içinde:

ABD de:%30.54 enflasyon olmuş

http://inflationdata.com/Inflation/I...alculator.aspx

Euro bölgesinin başat ülkesi Almanyada ise %20.72 oranında enflasyon olmuş

http://www.inflation.eu/inflation-ra...n-germany.aspx

Kur paketini oluturan paraların ülkelerinde ise kümülatif:%25.63 enflasyon olmuş

4-Cari açığın sıfıra yakın olduğu 2002 yılındaki denge kurlarından bugüne ‘’TCMB’nın referans aldığı ‘’hard currency’’ paraları ile aramızdaki enflasyon farkı kadar yani 281.50/125.63=%124.07 oranında kur artışı ile cari açıktaki denge korunur ve sürdürülebilir büyüme sağlanabilecekken kur paketinin artışı %53.37 ile sınırlı kalmıştır.Bu durumda makroekonomide denge kurunu sağlayacak denge kuru için bugünkü merkez bankası gösterge kurlarına göre %46.1’lık bir artış gerekir , bu da bugünkü euro/dolar paritesine (1.2150) göre:

1 USD: 3.4056 TL
1 EURO:4.1379 TL
Denk gelmektedir.

1USD:1EURO:3.7717 TL (Parite 1 e giderse)
Ben bu çalışmayı yaptıktan sonra 2 ay içinde %1.82’lik enflasyon oluştu, geldi,bunları da dikkate alırsak yukarıdaki rakamlar
1euro:1usd:3.8404 e denk gelmektedir.


SONUÇ:euro/usd paritesi 1’e giderken ihracatın çökmemesi için doların yükselmeye devam etmesi gerekiyor,hem merkez bankasının tablolarından hem de benim modellememden görülebileceği üzeri türk lirası hala çok değerli olmayı sürdürüyor,ve ihracatta rekabet gücü kazanabilmek için döviz kurlarının gidebileceği hala çok mesafe var.

31 Ocak 2015 Cumartesi

DÖVİZ KURLARINDA 12 YILLIK DEĞİŞİM,MUHTEMEL DENGE ,PİVOT SEVİYELERİ



DÖVİZ KURLARINDA 12 YILLIK DEĞİŞİM,MUHTEMEL DENGE ,PİVOT SEVİYELERİ

1-TCMB GÖSTERGE DÖVİZ KURLARI:


                       31.12.2002                        31.12.2014

1 USD            1.6477                              2.3311
1 EURO         1.7189                              2.8323


ABD Dolar Artış:% 41.48
EURO Artış:       % 64.77
Kur Paketinde artış:% 53.37



2-Aralık 2012 sonundan ,Aralık 2014 sonuna enflasyon oranında artış:% 181.50



3-12 yıllık dönemde enflasyon %181.50 oranında artar iken,(0.5usd+0.5euro)kur paketi yalnız %53.37 artmış.Ama aynı dönemde ABD ve avrupada da enflasyon olduğunu dikkate almak gerekir.
    Aynı dönem içinde:

ABD de:%30.54 enflasyon olmuş


Euro bölgesinin başat ülkesi Almanyada ise  %20.72 oranında enflasyon olmuş


Kur paketini oluturan paraların ülkelerinde ise kümülatif:%25.63 enflasyon olmuş

4-Cari açığın sıfıra yakın olduğu 2002 yılındaki denge kurlarından bugüne ‘’TCMB’nın referans aldığı ‘’hard currency’’ paraları ile aramızdaki enflasyon farkı kadar yani 281.50/125.63=%124.07 oranında kur artışı ile cari açıktaki denge korunur ve sürdürülebilir büyüme sağlanabilecekken kur paketinin artışı %53.37 ile sınırlı kalmıştır.Bu durumda makroekonomide denge kurunu sağlayacak denge kuru için bugünkü merkez bankası gösterge kurlarına göre %46.1’lık bir artış gerekir , bu da bugünkü euro/dolar paritesine (1.2150) göre:

1 USD:   3.4056
1 EURO:4.1379
Denk gelmektedir.

5-Şüphesiz cari açığı sıfırlayacak bir döviz kuru politikası siyasi tercihtir.Milli gelirin %2-3 oranında bir cari açıkla da sürdürülebilir bir büyüme sağlamak mümkündür.Yukarıda yapılan egzersiz makroekonomik dengeler, iç siyasi konjonktör veya yurt dışı piyasa koşulları nedeniyle sürdürülemez hale gelmesi durumunda,dengelerin yeniden kurulacağı,varlık değerlerinin yeniden fiyatlanacağı denge kurlarıdır.Denge kuru oluşana kadar pivot değerlerin  daha sonra geri dönmek üzere,ilk anda bu değerlerin %10-15 üzerine çıkması da beklenebilir.

Not:Bugünkü euro/usd=1.2150 paritesi nin 2 yıl içinde ,1’e doğru evrilmesi beklendiğinden muhtemelen usd artışı euro’dan daha fazla olacaktır.

28 Ocak 2015 Çarşamba

FED’in politika yolu

Bu yazı,piyasalarda günlük olarak düşünen ve buna göre strateji belirleyen kişiler için değil,uzun süreli stratejiler belirleyen ve buna uygun olarak hisse senedinde ve diğer finansal enstümanlarda pozisyon alanlar içindir.Bugünkü FED toplantısı öncesi,şunu söylemek isterim ki,birçok büyük piyasa oyuncusu,hatta sık,sık ekrana çıkan önde gelen ekonomi yorumcuları,şimdi ABD’de enflasyonun düşük olduğunu,dolayısıyla istihdam piyasasında ve tüketici güveninde ideal seviyelere gelinmeye çok yaklaşmışken FED’in faiz arttırımına gitmekte acele etmeyeceklerini zannediyorlar.Halbuki amerikan ekonomisi dev bir transatlantik gibidir,yönünü çevirmek zaman alır,geçmiş tecrübelerden görülmüştür ki,bugün FED’in alacağı bir kararın ekonomiye etkisi 9 ile 15 ay arası almaktadır.Dolayısıyla eğer FED proaktif davranmasa,çok geç kalacağını bilmektedir,nitekim aşağıdaki tabloda göreceğiniz gibi,FED faiz arttırımında geciktiği için amerikada 1979-1982 arası 3 yıl enflasyon %10-13 arasına fırlamış,bu durumda FED frenlere çok sert basarak politika faizini %20’ye kadar çıkartarak ancak enflasyonu dizginleyebilmiştir.Aslında şu an amerikada faiz arttırımı için şartlar çok uygundur,çünkü Avrupa Merkez Bankasının parasal genişleme politikası,FED için çok büyük bir dert olan 850 milyar dolardan,4.5 trilyon dolara çıkan bilançosunu yeniden normal seviyesine çekmek için altın fırsat yaratmaktadır.FED’in bilanço daraltmasıyla çıkacak büyük boşluğu ,faiz arttırımı nedeniyle abd’ye gelip bundan yararlanmak isteyecek avrupa ve japon sermayesinin parası dolduracaktır.Bu şekilde FED 1 taşla 2 kuş vurmuş olacaktır.Piyasalarda fazla bir sarsıntı olmadan hem gelecekte olabilecek enflasyon tehlikesini önlemiş olacak,hem de bilançosunu çok temiz bir operasyonla normal seviyesine çekerek amerikan ekonomisini düz yola çekmiş olacaktır.Faiz arttırımında gecikirse ne olur;bu durumda daha önceleri ne olmuşsa o olur,yani bu seferde yeterli olabilecek bir oranın çok üstünde faiz arttırmak zorunda kalır FED.Sanırım FED üyeleri de bunun farkındadır.




Fed Funds Rate Since 1971
DATE TARGET EVENT
1971: Jan 4.5% - 4.00% President Nixon appointed Arthur Burns as Fed Chair in 1970. Economy was expanding at 3.4%, but unemployment was rising (to 6%, high for that era). Inflation was 3.3%.
Feb 3.5%
Jul 5.5% Fed raised and lowered the rate from 5% to 5.5% and down again, confusing markets
Aug 5.75% Nixon imposed wage-price controls in August to stem inflation.
Nov 5.00% Lowered to stimulate growth.
1972: Mar 5.5% Raised to combat inflation.
Dec 5.75%
1973: Jan 6.04% Raised 4 times during month.
Feb 6.75% Lowered to 6.5%, then raised to 6.75%., confusing markets
Apr 7.25% Raised dramatically for next 5 months.
Aug 11.0%
1974: Feb 9% Lowered from September 1972 to Feb. 1974
Jul 13% Raised from March to mid-July.
Dec 8.00% Lowered gradually from July to December.
1975: Jan 6.5% Lowered four times in January.
May 5.0% Lowered five times in five months.
Sep 6.5% Raised from June through September.
1976: Jan 4.75% Lowered from October through January.
Apr 5.5% Raised in April and May.
Nov 4.75% Lowered from July - November.
1977:Aug 6.0% Raised from December though August
Oct 6.5% Raised again in September and October.
1978: Jan 6.75%
Dec 10.0% Raised each month from April through December.
1979: Apr 10.25% Paul Volcker became Fed Chair in January, and started raising rates in April.
Oct 15.5% Raised rates each month from July through October.
Dec 12% Gradual decline through the month.
1980: Jan 14% Increased rapidly during month.
Mar 20% Raised rates in February and March.
Jun 8.5% Lowered to 9.5% in May and 8.5% in June.
Sep 12% Rates raised to 10% in August and 12% in September
Dec 20% Raised steadily until mid December.
Dec 29 18% Lowered two points.
1981: Jan 20% President Reagan took office. Volcker raise rates again.

Apr 16% Lowered 4 points.
May 20% Raised 4 points.
Dec 12% Lowered 8 points.
1982: Apr 15% Raised 3 points.
Dec 8.5% Lowered 9 times over 9 months.
1983: Aug 9.66% Raised from May to August.
Oct 9.25% Lowered from August to October
1984: Aug 11.75% Raised from March to August.
Dec 8.25% Lowered from September to December.
1985: Mar 9.00% Raised from February to mid-March.
Dec 7.75% Lowered from April to December.
1986: Aug 5.66% Lowered from March to August.
Dec 6.0% Raised in December.
1987: Sep 7.25% Alan Greenspan become Fed Chair. Raised rates from April to September.
Nov 6.75% Lowered in the weeks after October 19.
1988: Feb 6.5% Lowered in January and February.
Dec 9.75% Raised through the year.
1989: Dec 8.25% President H.W. Bush took office. Rates lowered through the year.
1990: Dec 7.0% Rates were raised
1991: Dec 4,0%
1992: Sep 3.0%
1993: Dec 3.0% President Clinton took office. No changes.
1994: Nov 5.5% Raised.
1995: Feb 6.0% Raised in February.
Dec 5.5% Lowered in July and December.
1996: Jan 5.25% Lowered in January.
1997: Mar 5.5%
1998: Nov 4.75% Lowered in September, October and November.
1999: Nov 5.5% Raised in June, August and November.
2000: May 6.6% Raised in February, March and May despite stock market decline in March.
2001: Dec 1.75% President George W. Bush took office. Rates lowered 11 times to fight recession.
2002: Nov 1.24%
2003: Jun 1.00%
2004: Dec 2.25% Raised 5 times starting in June.
2005: Dec 4.25% Raised 8 times starting in February.
2006: Jun 5.25% Ben Bernanke became Fed Chair. Raised rates 4 times to cool housing market.
2007: Dec 4.25% Lowered 4 times starting in August.
2008: Dec 0.25% Lowered 7 times.
2009:Present 0-25% President Obama took office. Rates remained at this level until possibly 2015.
 
Bu yazı ile bugün FED'den faiz arttırımı beklediğim anlamı çıkmasın,FED sürpriz yapmayı sevmez,az da piyasada hiç faiz arttırımı bekleyen yoksa o toplantıda pas geçer.Zaten ben de FED'in Nisan sonundaki yılın üçüncü toplantısına kadar zamanı olduğunu düşünüyorum,eğer o toplantıda ilk faiz arttırımını yapmaz ise geç kalmaya başlar ve geç kaldıkça maliyeti gittikçe artar.Ama bugünkü toplantı sonundaki bildiride ''Patient'' ibaresinin çıkmasını beklerim.

http://useconomy.about.com/od/moneta...7e36b-0-ab_gsb