Bugün Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) Türkiyenin 2014 yılı GSYİH rakamını açıkladı;bu rakamlara göre 2014 yılında türkiye ekonomisi sabit fiyatlara % 2.9 büyürken dolar cinsinden %2.8 küçüldü.
Cumhuriyet dönemine genel olarak bakarsak:
1)Atatürk dönemi 1923-1938 arası :
6.282.725/2.174.337=2,8894
Bu rakamın 15.ci dereceden kökünü alırsak:
Yıllık ortalama büyüme=%7,33
2)AKP iktidarına kadar,1946-2002 çok partili dönem:
72.519.831/4.386.885=16,5310
Bu rakamın 57.ci dereceden kökünü alırsak:
Yıllık ortalama büyüme=%5,04
3) AKP iktidarına kadar,ikinci dünya savaşı dahil 1923-2002 tüm cumhuriyet dönemi:
72.519.831/2.174.337=33,3526
Bu rakamın 79.ci dereceden kökünü alırsak:
Yıllık ortalama büyüme=%4.54
4) 2014-2002 arası AKP iktidarı dönemi :
126.069.789/72.519.831=1.7384
Bu rakamın 12.ci dereceden kökünü alırsak:
Yıllık ortalama büyüme=%4.72
Bir ülkenin ekonomi yönetiminde en önemli başarı kriteri milli gelirdeki büyüme oranıdır.Dönemsel kıyaslama yaparsak;12 yıllık AKP döneminde,türkiyenin dış borcunun yaklaşık 130 milyar dolardan 400 milyar dolara çıkartarak 270 milyar dolarlık dış kaynak sağlanmasına,50 milyar doların üzerinde özelleştirme yapılarak fon sağlanmasına ve bu dönem içinde 100 milyar doların üzerinde doğrudan veya porföy yatırımı şeklinde ülkeye para girmesine rağmen ortaya çıkan büyüme rakamları hayal kırıklığıdır.Üstelik bu kadar müthiş kaynak girişine rağmen,daha önceki dönemlerde olduğu gibi ne bir ereğli,ne bir tüpraş,ne bir petkim gibi dev sanayi tesisleri de ülkeye kazandırılamamış,bu finansman kaynaklarının büyük kısmı tüketime,taşa toprağa gitmiştir.
Milli gelir ölçme yöntemlerinde hesaplanan cari rakamlar enflasyondan arındırılarak net reel büyüme rakamları bulunur,yıllık büyüme rakamlarını mukayese edebilmek için belirli bir yıl referans alınır,o yılın ‘’sabit fiyatlarıyla’’ seriler oluşturulur.Döviz cinsinden milli gelir hesabı yapılamaz,ancak dış borç,dış ticaret gibi büyüklükler dolar cinsinden hesaplandığından,dış borcun,ithalatın,ihracatın milli gelire oranı döviz(dolar) cinsinden hesaplanır.Dolayısıyla milli gelir ‘’sabit fiyatlarla’’ tl cinsinden hesaplanır.Milli gelir tl cinsinden hesaplanırken enflasyondan arındırılırken,’’doların enflasyon kadar artmaması nedeniyle’’ mili gelirimiz dolar cinsinden şuradan şuraya geldi demenin matematiksel bir anlamı ve temeli yoktur,dolayısıyla ‘’dolar cinsinden milli gelirimiz 3 kat arttı’’ demenin de bir anlamı yoktır.Zaten 1(bir),3(üç) olunca milli gelir %300 artmaz,1’in 2 olması %100’lük,1’in 3 olması %200’lük artıştır.İlkokul düzeyinde öğrencilerin bile yapabileceği bu basit hesabı,meydandaki politikacıların yapamayacak kadar cahil olduklarını varsayamayız,olsa olsa rakamların saptırıldığından bahsedebiliriz..
NOT:Bu arada TUİK 2018 yılında,8Mart 2008 tarih ve 37 sayılı yazısıyla ve milli gelir ölçme standartlarını değiştirdiği için ,1987 bazlı seride 400 milyar 46 milyon dolar olarak ilan edilen 2006 yılı milli gelir rakamı geriye dönük olarak yüzde 31.6 artışla 526 milyar 429 milyon dolar olarak revize edildi. Böylece kişi başına milli gelir de 5 bin 482 dolardan 7 bin 502 dolara yükseldi. Yine 2007 yılında ise kişi başına milli gelir geriye dönük revizyonla 9 bin 333 dolara çıktı.(648 754 milyon dolar milli gelir)(politikacılar tarafından kişi başı gelir şuradan şuraya çıktı denirken rakamları takip eden profesyoneller dışında,çok az kişi bu değişlikten haberdar,dolayısıyla milli gelirdeki gelinen seviyeyi geçmişle mukayese ederken bu yöntem değişikliğinden gelen artışı da hesaba katmak gerekir.Örneğin TUİK eski hesaplama yöntemini kullanmış olsaydı,bugün açıklanan 2014 yılı GSYİH rakamı 800.107.000 dolar değil,607.984.000 dolar olacaktı. )
Ek1:
TUIK’in 8Mart 2008 tarih ve 37 sayılı yazısı:
‘’1998 yılı ile 2007 yılı 3. dönemini kapsayan 1998 bazlı Gayri Safi Yurtiçi Hasıla güncelleme çalışmaları tamamlanmıştır.
Ulusal Hesaplar Sistemi güncelleme çalışmaları ile ülkemizin makro ekonomik istatistiklerinin yöntem, kapsam, tutarlılık ve uluslararası karşılaştırılabilirliğinde önemli iyileşmeler sağlanmıştır.
Yapılan güncellemenin gerekçesi ortaya çıkan yeni ihtiyaçlardan dolayı hesaplamalara ilişkin kapsam ve yöntem değişikliğine gidilmesidir.
Yeni Gayri Safi Yurtiçi Hasıla tahminleri, kapsamlı ve bütünleşik hesap setlerinden oluşan Avrupa Hesaplar Sistemine (ESA95) göre derlenmektedir.
Üretim yöntemi ile hesaplanan 1998 bazlı Gayri Safi Yurtiçi Hasıla serisi 1987 bazlı Gayri Safi Yurtiçi Hasıla serisine göre 2006 yılı için cari fiyatlarla %31.6 artış göstermiştir.
2006 yılına ilişkin 1987 bazlı seride cari fiyatlarla Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 576 322 Milyon YTL iken, 1998 bazlı seride %31.6’lık artışla 758 391 Milyon YTL olmuştur.
ABD doları cinsinden 1987 bazlı seride cari fiyatlarla GSYH 400 046 Milyon Dolar iken, 1998 bazlı seride GSYH değeri 526 429 Milyon Dolar olmuştur.’’
Ek2:
1923-2014 arası sabit fiyatlarla GSYİH rakamları tablosu:
1988 Cari
Fiyatlarıyla Fiyatlarla
Bin TL Bin Dolar
1923 2.174.337 1.117.171
1924 2.492.515 1.416.708 14,6
1925 2.804.814 1.815.339 12,5
1926 3.315.515 1.957.048 18,2
1927 2.892.993 1.745.748 -12,7
1928 3.205.292 1.618.653 10,8
1929 3.895.289 2.065.397 21,5
1930 3.990.816 1.571.268 2,5
1931 4.318.547 1.394.220 8,2
1932 3.860.018 1.164.811 -10,6
1933 4.456.693 1.359.223 15,5
1934 4.737.395 1.456.313 6,3
1935 4.594.105 1.555.788 -3,0
1936 5.653.718 2.000.488 23,1
1937 5.739.692 2.132.122 1,5
1938 6.282.725 2.945.098 9,5
1939 6.715.535 3.118.413 6,9
1940 6.394.418 3.633.795 -4,8
1941 5.731.609 4.527.589 -10,4
1942 6.047.582 9.357.030 5,5
1943 5.455.316 13.905.910 -9,8
1944 5.178.288 10.078.063 -5,1
1945 4.386.885 8.251.666 -15,3
1946 5.794.069 7.200.205 32,1
1947 6.034.355 5.280.437 4,1
1948 6.287.798 6.641.051 4,2
1949 5.974.365 6.349.345 -5,0
1950 6.535.869 6.778.814 9,4
1951 7.372.030 8.177.552 12,8
1952 8.253.063 9.395.076 11,9
1953 9.179.478 10.933.541 11,3
1954 8.916.167 11.164.426 -3,0
1955 9.637.012 13.422.082 7,9
1956 9.950.445 15.484.393 3,2
1957 10.738.516 20.619.361 7,8
1958 11.228.054 24.583.412 4,5
1959 11.747.056 30.715.892 4,1
1960 12.088.767 19.477.923 3,4
1961 12.296.707 10.788.924 2,0
1962 13.043.630 12.526.758 6,2
1963 14.273.148 14.484.982 9,7
1964 14.864.285 15.397.379 4,1
1965 15.253.071 16.474.579 3,1
1966 17.039.691 19.563.611 12,0
1967 17.806.764 21.809.098 4,2
1968 18.999.817 24.196.997 6,7
1969 19.775.226 27.039.887 4,1
1970 20.414.649 25.306.728 3,2
1971 21.551.049 22.636.950 5,6
1972 23.151.408 28.651.743 7,4
1973 23.906.648 36.081.504 3,3
1974 25.244.098 49.746.291 5,6
1975 27.055.134 62.226.892 7,2
1976 29.885.443 71.223.693 10,5
1977 30.903.510 81.467.836 3,4
1978 31.367.990 89.073.430 1,5
1979 31.172.207 108.837.306 -0,6
1980 30.409.328 90.678.582 -2,4
1981 31.886.191 94.641.620 4,9
1982 33.022.409 85.353.718 3,6
1983 34.663.955 81.133.845 5,0
1984 36.990.584 78.824.730 6,7
1985 38.559.523 89.263.178 4,2
1986 41.263.307 100.873.141 7,0
1987 45.177.429 115.096.810 9,5
1988 46.135.349 121.667.375 2,1
1989 46.251.445 142.635.440 0,3
1990 50.532.158 200.554.694 9,3
1991 51.000.345 200.501.800 0,9
1992 54.052.352 210.583.825 6,0
1993 58.399.252 238.377.450 8,0
1994 55.213.184 176.955.492 -5,5
1995 59.183.688 225.940.654 7,2
1996 63.329.692 243.411.534 7,0
1997 68.097.659 253.705.729 7,5
1998 70.203.147 270.946.852 3,1
1999 67.840.570 247.543.705 -3,4
2000 72.436.399 265.384.360 6,8
2001 68.309.352 196.736.198 -5,7
2002 72.519.831 230.494.220 6,2
2003 76.338.193 304.901.341 5,3
2004 83.485.591 390.386.833 9,4
2005 90.499.731 481.496.931 8,4
2006 96.738.320 526.429.394 6,9
2007 101.254.625 648.753.606 4,7
2008 101.921.730 742.094.395 0,7
2009 97.003.114 616.703.325 -4,8
2010 105.680.142 735.828.349 8,9
2011 115.174.724 773.980.00 %8,8
2012 117.625.021 786.283.00 %2,1
2013 122.556.461 823.044.000 %4,2
2014 126.069.789 800.107.000 %2.9
Not: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanmış olan büyüme hızları kullanılarak Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından hesaplanmıştır.
Not 2 =DPT nin çalışması 2011 yılına kadar olup,sonraki rakamlar TUİK’den alınarak ilave edilmiştir
31 Mart 2015 Salı
25 Mart 2015 Çarşamba
FED toplantısında ne tahmin ettik,ne gördük
FED toplantısında ne tahmin ettik,ne gördük
1)FED beklendiği gibi,’’patient’’ sabır sözcüğünü yeni açıklamasında kaldırdı,Nisan ayı için bir faiz arttırımının sözkonusu olmadağını açıkladı.Haziranda ise kapıyı tamamen kapatmayarak,veri setine bağlı olarak faiz ile ilgili bir karar alınacağını söyledi.Buraya kadar bir sürpriz ya da beklentilere ters bir durum yok.
2)Sürpriz olan ,FED’in yıl sonu enflasyon ve faiz tahminlerini indirmesi oldu.Bir önceki FED ‘in yıl sonu faiz tahmini olan 1.125 ,0.625 e indirildi.FED açıklaması sonrası piyasalara hareket getiren,riskli varlıklara yönlendiren ve dolara değer kaybettiren de bu açıklama oldu.
3)FED’in açıklamasından çıkan en önemli sonuç FED’in proaktif olmayacağı,gelişmelere göre ve gerçekleşmelerin arkasından takip edeceği oldu.Yani FED ,ABD nin tarihsel ekonomi geçmişindeki tam istihdam –enflasyon korelasyonunu göz ardı etti ve proaktif davranmaya cesaret edemedi.
Bu korelasyonu dikkate alarak;benim tahminime göre %5-5.5 tam istihdam bandının üst sırasına değilmesiyle,yaklaşık 3 ay sonra Haziran ayında,hem çekirdek enflasyon hem de ücretlerde sıçrama göreceğiz.(Verileri Temmuz ayında yayınlanacak).Ve ondan sonra sürekli her toplantıda FED in enflasyonun arkasından koştuğunu ve yetersiz faiz arttışlarıyla yetişmeye çalışacağını göreceğiz..
Burada akla şu gelebilir,acaba bu sefer durum geçmişte her zaman olduğundan farklı olabilir mi,örneğin değerli dolar abd ithalatını ucuzlatarak enflasyonu frenleyecek etki yapabilir mi?
Bu sorunun cevabı hayır.Çünkü ABD nin ithalat kompozisyonuna bakarsak ,sıralama şöyle:
1)Çin %19,2; 2)Kanada %14.5; 3)Meksika %12 ;4)Japonya%6 ;5)Almanya %5
Bu ülkelerden Meksikadan yapılan ithalatının büyük kısmı ABD’nin yıllık 310 milyar doları bulan petrol ithalatının bir bölümü,alman sanayi ürünleri ise rekabet gücünü fiyatıyla değil kalitesiyle sağlıyor,abd doları,japon yenine göre ise son 1 yıl içinde değer kazanmamış,değer kaybetmiş.Burada en önemli ithalat ülkesi olan Çin.Ama Çin parası da,dolara karşı sabitlenmiş durumda,yani son 1 yıl içinde dolar Çin yuanına karşı herhangi bir değer kazanmamış.Ayrıca makineleşme,otomasyon ve yüksek verimlilik nedeniyle abd tarım ürünleri fiyatının abd dolarının değer kazanmasından etkilenmeyecek rekabetçi fiyatlara sahip olduğunu da eklememiz gerekir.
Ama şimdi işin esasına gelirsek,zaten abd’nin enflasyon geçmişinde,enflasyon maliyet artışından değil,hep talep artışından patlamıştır. Tam İstihdam durumu;Ekonomi bu seviyeye gelince,hem nitelikli eleman bulma güçlüğü nedeniyle ücretlerde sıçrama oluyor,ve ürün maliyetlerinde artışa neden oluyor,hem de işgücüne ilave katılımlarla pazarda doğan ilave alım gücü ,talep artışları fiyatları yukarı çekiyor ve bir anda enflasyonda sıçramalara yol açıyor. Bu nedenle abd merkez bankasının ekonomide ısınma olmaması,enflasyonda sıçrama olmaması için henüz tam istihdam oranına gelmeden faizi arttırarak talepteki artışı frenlemesi gerekiyordu.
Şu anda abd hane halkının serveti ve refahı 82.9 trilyon dolarla tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmış durumda,tüketici güveni yüksek,ve istihdam oranları son 20 yılın en ağır kış koşullarına ve petrol sektörüne özel iş kayıplarına rağmen tam istihdam seviyesinin üst bandına değmiş durumda.Yani talebe bağlı enflasyon sıçraması için bütün koşullar oluşmuş durumda.Temmuz ayından itibaren tarih yine tekerrür etmiş ve FED enflasyonun ardından bakakalmış mı,yoksa proaktif davranmamakla doğru mu yapmış hep beraber göreceğiz.Tabii bu arada piyasalar 3-4 ay daha,son ana kadar balonları keyifle şişirmenin mutluluğunu yaşayacaktır.
1)FED beklendiği gibi,’’patient’’ sabır sözcüğünü yeni açıklamasında kaldırdı,Nisan ayı için bir faiz arttırımının sözkonusu olmadağını açıkladı.Haziranda ise kapıyı tamamen kapatmayarak,veri setine bağlı olarak faiz ile ilgili bir karar alınacağını söyledi.Buraya kadar bir sürpriz ya da beklentilere ters bir durum yok.
2)Sürpriz olan ,FED’in yıl sonu enflasyon ve faiz tahminlerini indirmesi oldu.Bir önceki FED ‘in yıl sonu faiz tahmini olan 1.125 ,0.625 e indirildi.FED açıklaması sonrası piyasalara hareket getiren,riskli varlıklara yönlendiren ve dolara değer kaybettiren de bu açıklama oldu.
3)FED’in açıklamasından çıkan en önemli sonuç FED’in proaktif olmayacağı,gelişmelere göre ve gerçekleşmelerin arkasından takip edeceği oldu.Yani FED ,ABD nin tarihsel ekonomi geçmişindeki tam istihdam –enflasyon korelasyonunu göz ardı etti ve proaktif davranmaya cesaret edemedi.
Bu korelasyonu dikkate alarak;benim tahminime göre %5-5.5 tam istihdam bandının üst sırasına değilmesiyle,yaklaşık 3 ay sonra Haziran ayında,hem çekirdek enflasyon hem de ücretlerde sıçrama göreceğiz.(Verileri Temmuz ayında yayınlanacak).Ve ondan sonra sürekli her toplantıda FED in enflasyonun arkasından koştuğunu ve yetersiz faiz arttışlarıyla yetişmeye çalışacağını göreceğiz..
Burada akla şu gelebilir,acaba bu sefer durum geçmişte her zaman olduğundan farklı olabilir mi,örneğin değerli dolar abd ithalatını ucuzlatarak enflasyonu frenleyecek etki yapabilir mi?
Bu sorunun cevabı hayır.Çünkü ABD nin ithalat kompozisyonuna bakarsak ,sıralama şöyle:
1)Çin %19,2; 2)Kanada %14.5; 3)Meksika %12 ;4)Japonya%6 ;5)Almanya %5
Bu ülkelerden Meksikadan yapılan ithalatının büyük kısmı ABD’nin yıllık 310 milyar doları bulan petrol ithalatının bir bölümü,alman sanayi ürünleri ise rekabet gücünü fiyatıyla değil kalitesiyle sağlıyor,abd doları,japon yenine göre ise son 1 yıl içinde değer kazanmamış,değer kaybetmiş.Burada en önemli ithalat ülkesi olan Çin.Ama Çin parası da,dolara karşı sabitlenmiş durumda,yani son 1 yıl içinde dolar Çin yuanına karşı herhangi bir değer kazanmamış.Ayrıca makineleşme,otomasyon ve yüksek verimlilik nedeniyle abd tarım ürünleri fiyatının abd dolarının değer kazanmasından etkilenmeyecek rekabetçi fiyatlara sahip olduğunu da eklememiz gerekir.
Ama şimdi işin esasına gelirsek,zaten abd’nin enflasyon geçmişinde,enflasyon maliyet artışından değil,hep talep artışından patlamıştır. Tam İstihdam durumu;Ekonomi bu seviyeye gelince,hem nitelikli eleman bulma güçlüğü nedeniyle ücretlerde sıçrama oluyor,ve ürün maliyetlerinde artışa neden oluyor,hem de işgücüne ilave katılımlarla pazarda doğan ilave alım gücü ,talep artışları fiyatları yukarı çekiyor ve bir anda enflasyonda sıçramalara yol açıyor. Bu nedenle abd merkez bankasının ekonomide ısınma olmaması,enflasyonda sıçrama olmaması için henüz tam istihdam oranına gelmeden faizi arttırarak talepteki artışı frenlemesi gerekiyordu.
Şu anda abd hane halkının serveti ve refahı 82.9 trilyon dolarla tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmış durumda,tüketici güveni yüksek,ve istihdam oranları son 20 yılın en ağır kış koşullarına ve petrol sektörüne özel iş kayıplarına rağmen tam istihdam seviyesinin üst bandına değmiş durumda.Yani talebe bağlı enflasyon sıçraması için bütün koşullar oluşmuş durumda.Temmuz ayından itibaren tarih yine tekerrür etmiş ve FED enflasyonun ardından bakakalmış mı,yoksa proaktif davranmamakla doğru mu yapmış hep beraber göreceğiz.Tabii bu arada piyasalar 3-4 ay daha,son ana kadar balonları keyifle şişirmenin mutluluğunu yaşayacaktır.
12 Mart 2015 Perşembe
Yıl sonu euro/usd tahmini
Geçen Eylül ayında ,bu yıl sonu olarak euro/usd paritesini 1 olarak öngörmüştüm.Ancak Amerikan ekonomisinde toparlanma beklenenden de hızlı olunca,daha Mart ayının ortasında parite 1.05 lere geldi.Şimdi yıl sonu parite öngörümü 0.85-0.90 olarak revize ediyorum
Yıl sonu euro/usd parite öngörümü 1’den 0.85-0.90 a revize etmemin temel nedeni,henüz Mart ayının ortasına gelmeden ve FED henüz parasal sıkıştırma ve faiz arttırım adımlarına başlamadan paritenin 1.05 lere gelmesi.
Amerikanın tarihsel tam istihdam ve enflasyon ilişkilerine bakılırsa görülür ki,tam isthdama ulaşıldıktan yaklaşık 3 ay sonra enflasyon da başını kaldırmıştır.Şu anda da %5-5.5 arası kabul edilen tam istihdam oranının üst bandına değilmiş durumuna gelinmiştir.Sert kış koşullarına ve petrol sektörüne özel istisnai iş kayıplarına rağmen gelen güçlü istihdam verileri çok muhtemel ki bahar aylarında daha da hız kazancaktır.Tam istihdam ve enflasyon oranları arasındaki korelasyon dolayısıyla Haziran ayında FED in yalnız faiz arttırımı değil parasal sıkılaştırmaya da geçmesi kuvvetle muhtemeldir.Eğer FED geç adım atarsa ,daha ilerki tarihlerde daha yüksek oranda faiz arttırma ve daha hızlı parasal sıkıştırma mecburiyetinde kalacaktır.Nitekim biliyoruz ki FED zamanında adım atmadığı için 1970 lerin sonunda enflasyonun arkasından yetişememiş ,enflasyon %16 ya kadar tırmanmış,ancak 1980 yılında göreve gelen o zaman ki FED başkanı Paul Volcker’in politika faizini %20 ye çıkarması ve sert parasal sıkıştırma adımlarıyla enflasyon dizginlenebilmiştir.Şu anda FED’in elinin altında amerikanın yetkin ekonomistlerinden çok donanımlı bir mutfak ekibi vardır ve her türlü similasyonu karar verici FED üyelerinin önüne koymaktadır,dolayısıyla orada da burada olduğu gibi politik kaygılarla FED in rasyonel olmayacak bir karar alacağını düşünmem.
FED parasal sıkıştırmaya başlayınca ne olur:850 milyar dolardan 4.550 trilyon dolara çıkarttığı bilançosunu daraltırken,hem politika faizi ile kısa vadeli faizleri hem de elindeki menkul kıymetleri satarak amerikan hazine kağıtlarının ve özel sektör kağıtlarının faizlerinin yükselmesini sağlayarak,talebi dengeleyecek,enflasyonu dizginleyecektir..Şu anda Avrupada da yüksek işsizlik ve büyüyeme sorunu var.Bankaların kasası tıka basa para dolu olmasına rağmen firmalardan bir kredi talebi yok,çünkü tüketici talebi olmadığından firmalar kapasite arttırıcı ya da yeni bir yatırım yapma ihtiyacı duymuyorlar.Dolayısıyla bu ay avrupa merkez bankasının parasal genişlemeye başlaması ve bankaların sıfır faizle elde ettiği bol miktarda euro’nun risksiz ve iyi bir getiriyle amerikan hazine kağıtlarına akması sonucunu doğuracaktır(Tabii ,başta japonya,Çin ve diğer ülkelerden de yüksek getirili amerikan kağıtlarına para akacaktır).Avrupadan amerikan kağıtlarına akacak para amerikan dolarının başta euro diğer paralara karşı değer kazanma sürecini destekliyecektir.
Tahminim FED Haziran ayından başlayarak 2-2.5 yıl içinde elindeki 3 trilyon dolarlık menkul kıymeti satacak,bilançosunu tahminen 1.5 trilyon dolara çekecek,bu süreç sonunda FED politika faizi amerikan ekonomisinin normali %3 te,10 yıllık amerikan hazine kağıtı da %4 de dengelenecektir.Bu süreç içinde abd dolarının değerlenmesini piyasalar her zaman olduğu gibi önceden satın alacağı için bu yıl sonu için euro/dolar parite tahminimi 0.85-0.90,gelecek yıl sonu için ise 0.80 e çektim.
Elbette bu senaryo her şeyin bugünkü gibi normal seyrinde gittiği şartlar için geçerlidir.Savaş,büyük bir doğal afet,11 Eylül 2001 deki gibi büyük
Yıl sonu euro/usd parite öngörümü 1’den 0.85-0.90 a revize etmemin temel nedeni,henüz Mart ayının ortasına gelmeden ve FED henüz parasal sıkıştırma ve faiz arttırım adımlarına başlamadan paritenin 1.05 lere gelmesi.
Amerikanın tarihsel tam istihdam ve enflasyon ilişkilerine bakılırsa görülür ki,tam isthdama ulaşıldıktan yaklaşık 3 ay sonra enflasyon da başını kaldırmıştır.Şu anda da %5-5.5 arası kabul edilen tam istihdam oranının üst bandına değilmiş durumuna gelinmiştir.Sert kış koşullarına ve petrol sektörüne özel istisnai iş kayıplarına rağmen gelen güçlü istihdam verileri çok muhtemel ki bahar aylarında daha da hız kazancaktır.Tam istihdam ve enflasyon oranları arasındaki korelasyon dolayısıyla Haziran ayında FED in yalnız faiz arttırımı değil parasal sıkılaştırmaya da geçmesi kuvvetle muhtemeldir.Eğer FED geç adım atarsa ,daha ilerki tarihlerde daha yüksek oranda faiz arttırma ve daha hızlı parasal sıkıştırma mecburiyetinde kalacaktır.Nitekim biliyoruz ki FED zamanında adım atmadığı için 1970 lerin sonunda enflasyonun arkasından yetişememiş ,enflasyon %16 ya kadar tırmanmış,ancak 1980 yılında göreve gelen o zaman ki FED başkanı Paul Volcker’in politika faizini %20 ye çıkarması ve sert parasal sıkıştırma adımlarıyla enflasyon dizginlenebilmiştir.Şu anda FED’in elinin altında amerikanın yetkin ekonomistlerinden çok donanımlı bir mutfak ekibi vardır ve her türlü similasyonu karar verici FED üyelerinin önüne koymaktadır,dolayısıyla orada da burada olduğu gibi politik kaygılarla FED in rasyonel olmayacak bir karar alacağını düşünmem.
FED parasal sıkıştırmaya başlayınca ne olur:850 milyar dolardan 4.550 trilyon dolara çıkarttığı bilançosunu daraltırken,hem politika faizi ile kısa vadeli faizleri hem de elindeki menkul kıymetleri satarak amerikan hazine kağıtlarının ve özel sektör kağıtlarının faizlerinin yükselmesini sağlayarak,talebi dengeleyecek,enflasyonu dizginleyecektir..Şu anda Avrupada da yüksek işsizlik ve büyüyeme sorunu var.Bankaların kasası tıka basa para dolu olmasına rağmen firmalardan bir kredi talebi yok,çünkü tüketici talebi olmadığından firmalar kapasite arttırıcı ya da yeni bir yatırım yapma ihtiyacı duymuyorlar.Dolayısıyla bu ay avrupa merkez bankasının parasal genişlemeye başlaması ve bankaların sıfır faizle elde ettiği bol miktarda euro’nun risksiz ve iyi bir getiriyle amerikan hazine kağıtlarına akması sonucunu doğuracaktır(Tabii ,başta japonya,Çin ve diğer ülkelerden de yüksek getirili amerikan kağıtlarına para akacaktır).Avrupadan amerikan kağıtlarına akacak para amerikan dolarının başta euro diğer paralara karşı değer kazanma sürecini destekliyecektir.
Tahminim FED Haziran ayından başlayarak 2-2.5 yıl içinde elindeki 3 trilyon dolarlık menkul kıymeti satacak,bilançosunu tahminen 1.5 trilyon dolara çekecek,bu süreç sonunda FED politika faizi amerikan ekonomisinin normali %3 te,10 yıllık amerikan hazine kağıtı da %4 de dengelenecektir.Bu süreç içinde abd dolarının değerlenmesini piyasalar her zaman olduğu gibi önceden satın alacağı için bu yıl sonu için euro/dolar parite tahminimi 0.85-0.90,gelecek yıl sonu için ise 0.80 e çektim.
Elbette bu senaryo her şeyin bugünkü gibi normal seyrinde gittiği şartlar için geçerlidir.Savaş,büyük bir doğal afet,11 Eylül 2001 deki gibi büyük
7 Mart 2015 Cumartesi
FED NE ZAMAAN FAİZ ARTTIRIR
II-Amerikan Merkez Bankası FED ne zaman faiz
arttırır.
FED’in amerikan ekonomisini krizden çıkarmak için faizleri sıfıra indirme
ve her ay 85 milyar dolarlık menkul kıymet alma kararının süresinin
kriterleri(FED bilançosunu 850 milyar dolar’dan 4.5 trilyon dolara çıkardı)
1)İşsizliğin %6.5’a inmesi 2)Enflasyonun %2 yi geçmemesi idi dolayısıyla
işsizliğin %6.5 dan fazla olduğu geçen yıl Ocak ayındaki FED toplantısına kadar
bu ifade toplantı tutanağında korundu.
Şu an itibarıyla abd’de işsizlik %5.5 ya kadar indiğinden
FED parasal genişlemeye son verdi ,menkul kıymet alımını durdurdu.ABD’de yıllık
enflasyon ise şu anda petrol fiyatlarının da sert düşüşüyle -%0.2,gıda ve enerji
fiyatlarını dışarıda bırakan çekirdek enflasyon ise %1.6
III-ABD Ekonomisinin Tarihi Geçmişinde
Enflasyon Nasıl Artış Gösteriyor.
Bu konuda en önemli gösterge Tam İstihdam durumu.Ekonomi
bu seviyeye gelince,hem nitelikli eleman bulma güçlüğü nedeniyle ücretlerde
sıçrama oluyor,ve ürün maliyetlerinde artışa neden oluyor,hem de işgücüne ilave
katılımlarla pazarda doğan ilave alım gücü ,talep artışları fiyatları yukarı
çekiyor ve bir anda enflasyonda sıçramalara yol açıyor.Bu nedenle merkez
bankasının ekonomide ısınma olmaması,enflasyonda sıçrama olmaması için henüz tam
istihdam oranına gelmeden faizi arttırarak talepteki artışı frenlemesi
gerekiyor.Peki ABD de tam istihdam oranı nedir:Uzun vadeli istihdam verilerine
göz attığımızda 1970’den beri en düşük işsizlik oranının %4 olduğu
görülüyor.
Ama bugün itibarıyla;aradan geçen süre içinde
otomasyonda,makineleşmede büyük artış,uzakdoğuda düşük ücretli işçilikle
üretilen ürünlerle maliyet olarak
rekabet edebilmek için bir çok işin robotlarla gerçekleştirilmesi,bilgisayar
teknolojisindeki gelişmeler nedeniyle ,%5-5.5 arası işsizlik oranında ABD
ekonomisinin tam istihdama ulaşmış olacağı genel kabul gören bir
görüştür.
IV-FED istihdam rakamlarını göz ardı eder,enflasyonun yükselmesini de
bekleyelim derse ne olur
ABD’de enflasyonun düşük
olduğu,dolayısıyla istihdam piyasasında ve tüketici güveninde ideal seviyelere
gelinmeye çok yaklaşmışken FED’in faiz arttırımına gitmekte geç kaldığını
görürsek FED’in hata yaptığını düşünürüm.Amerikan ekonomisi dev bir
transatlantik gibidir,yönünü çevirmek zaman alır,geçmiş tecrübelerden
görülmüştür ki,bugün FED’in alacağı bir kararın ekonomiye etkisi 9 ile 15 ay
arası almaktadır.Dolayısıyla eğer FED proaktif davranmasa,çok geç kalacağını
bilmektedir,nitekim aşağıdaki tabloda görüleceği gibi,FED faiz arttırımında
geciktiği için amerikada 1979-1982 arası 3 yıl enflasyon %10-13 arasına
fırlamış,bu durumda FED frenlere çok sert basarak politika faizini %20’ye kadar
çıkartarak ancak enflasyonu dizginleyebilmiştir.Aslında şu an amerikada faiz
arttırımı için şartlar çok uygundur,çünkü Avrupa Merkez Bankasının parasal
genişleme politikası,FED için çok büyük bir dert olan 850 milyar dolardan,4.5
trilyon dolara çıkan bilançosunu yeniden normal seviyesine çekmek için altın
fırsat yaratmaktadır.FED’in bilanço daraltmasıyla çıkacak büyük boşluğu ,faiz
arttırımı nedeniyle abd’ye gelip bundan yararlanmak isteyecek avrupa ve japon
sermayesinin parası dolduracaktır.Bu şekilde FED 1 taşla 2 kuş vurmuş
olacaktır.Piyasalarda fazla bir sarsıntı olmadan hem gelecekte olabilecek
enflasyon tehlikesini önlemiş olacak,hem de bilançosunu çok temiz bir
operasyonla normal seviyesine çekerek amerikan ekonomisini düz yola çekmiş
olacaktır.Faiz arttırımında gecikirse ne olur;bu durumda daha önceleri ne
olmuşsa o olur,yani bu seferde yeterli olabilecek bir oranın çok üstünde faiz
arttırmak zorunda kalır FED.Sanırım FED üyeleri de bunun
farkındadır.
Öngörüm FED’in Haziran ayınfaki toplantısında ilk faiz arttırımını
yapmasıdır.
6 Mart 2015 Cuma
Döviz kurlarının oluşmasında ihracat faktörü
Döviz kurlarının oluşmasında ihracat faktörü
3)Merkez bankasının bu çalışmaları çok sayıda ülkelerin para birimleri dikkate alınarak hesaplanmış,aşağıda da benim yine 2003 yılı başından beri sadece euro ve dolar dikkate alınarak yılbaşı itibarıyla yaptığım bir çalışma var(Niye merkez bankası da ben de 2003 yılı başını referans aldım çünkü 2002 yılı cari açığın hemen hemen sıfır olduğu dengelendiği yıl)
‘’DÖVİZ KURLARINDA 12 YILLIK DEĞİŞİM,MUHTEMEL DENGE ,PİVOT SEVİYELERİ
1-TCMB GÖSTERGE DÖVİZ KURLARI(TL):
31.12.2002 31.12.2014
1 USD 1.6477 2.3311
1 EURO 1.7189 2.8323
ABD Dolar Artış:% 41.48
EURO Artış: % 64.77
Kur Paketinde artış:% 53.37
http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/conne...nkasi+Kurlarii
2-Aralık 2012 sonundan ,Aralık 2014 sonuna enflasyon oranında artış:% 181.50
http://tuikapp.tuik.gov.tr/medas/donusum_hesap.zul
3-12 yıllık dönemde enflasyon %181.50 oranında artar iken,(0.5usd+0.5euro)kur paketi yalnız %53.37 artmış.Ama aynı dönemde ABD ve avrupada da enflasyon olduğunu dikkate almak gerekir.
Aynı dönem içinde:
ABD de:%30.54 enflasyon olmuş
http://inflationdata.com/Inflation/I...alculator.aspx
Euro bölgesinin başat ülkesi Almanyada ise %20.72 oranında enflasyon olmuş
http://www.inflation.eu/inflation-ra...n-germany.aspx
Kur paketini oluturan paraların ülkelerinde ise kümülatif:%25.63 enflasyon olmuş
4-Cari açığın sıfıra yakın olduğu 2002 yılındaki denge kurlarından bugüne ‘’TCMB’nın referans aldığı ‘’hard currency’’ paraları ile aramızdaki enflasyon farkı kadar yani 281.50/125.63=%124.07 oranında kur artışı ile cari açıktaki denge korunur ve sürdürülebilir büyüme sağlanabilecekken kur paketinin artışı %53.37 ile sınırlı kalmıştır.Bu durumda makroekonomide denge kurunu sağlayacak denge kuru için bugünkü merkez bankası gösterge kurlarına göre %46.1’lık bir artış gerekir , bu da bugünkü euro/dolar paritesine (1.2150) göre:
1 USD: 3.4056 TL
1 EURO:4.1379 TL
Denk gelmektedir.
Daha önce döviz kurlarının niye yükseleceğini dış
dinamikleri temel alarak anlatmaya çalışmıştım.Bugün de iç dinamikler açısından
açıklamaya çalışacağım.
Aşağıdaki linkte Türkiye İhracatcılar Meclisinin Pazar günü
yayınladığı bir bülten var:
pdf
formatındaki sunumu tıkladığınızda:
Şubattan,şubata
ihracatın %13 düştüğünü görüyorsunuz:
2014
ŞUBAT 2015 ŞUBAT (MİLYON DOLAR)
12,060,255 10,494,923 TOPLAM İHRACAT
5,403,039 4,798,555 AVRUPA BİRLİĞİ
12,060,255 10,494,923 TOPLAM İHRACAT
5,403,039 4,798,555 AVRUPA BİRLİĞİ
Bunun
Avrupa Birliği dışındaki ülkelere yapılan kısmı reel bir düşüş, Önemli
İhracat pazarlarımızdan Rusyaya,rublenin büyük oranda değer kaybetmesi nedeniyle
ihracat yapmak zorlaştı. Berbat dış politikamız nedeniyle Ortadoğuda
Libya,Mısır,Yemen,Suriye gibi bir çok ülkenin kapısı türk mallarına kapandı.Ama
Avrupaya euro cinsinden yaptığımız ihracatın azalması tamamen parite etkisinden
kaynaklanıyor,Sattığımız aynı malın,aynı euro cinsinden tutarı,paritenin abd
doları lehine dönmesiyle daha az dolar ediyor.
Şubat
2014:1euro:3.0612;1usd:2.2675 ;parite:1.3500
Şubat 2015:1euro:2.7504;1usd:2.4280 ;parite:1.1328
EURO Cinsinden ihracat:
2014:4,002,251
2015:4.236,012
Şubat 2015:1euro:2.7504;1usd:2.4280 ;parite:1.1328
EURO Cinsinden ihracat:
2014:4,002,251
2015:4.236,012
Euro
cinsinden avrupa birliğine ihracatta bir düşüş yok.Demek ki önceki yıllarda
ihracat rakamının artışı reel değil doların değer kaybıyla ilgiliymiş,gerçekte
ihracatta bir artış olmamış,şimdi dolar yeniden eski gücüne geri döndüğü için
ihracatımız nominal bazda düşmeye devam edecek gibi gözüküyor.
Dolar ,başta euro diğer parabirimlerine karşı değer
kazanmaya devam edecektir.Çünkü:
1)Daha önce detaylı bir şekilde anlattığım gibi ,kısaca Amerikan ekonomisi toparlanır ve para politikalarında daralmaya giderken euro bölgesi büyüyeme ve işsizlik sıkıntılarıyla parasal genişleme politikaları uygulamasına geçiyor paritenin en azından bire gitmesi kaçınılmaz.
2)Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere geçen yıl ki aynı miktarda malı aynı fiyattan satsanız bile sadece parite etkisiyle ihracat tutarının azalması kaçınılmaz.Geçen sene kabaca 169 milyar dolar ihracat yapmışız kabaca bunun yarısı euro cinsinden ,geçen sene parite 1.35 olduğundan 169 milyar doların yarısı 84.5 milyar euro cinsinden ihracat euro/dolar=1 paritesiyle 62.6 milyar dolara düşüyor.Diğer ülkelere yaptığımız ihracatta,rusyanın alım gücünün düşmesi,mısır,libya,suriye gibi ortadoğu ülkelerinin türk mallarına kapanması nedeniyle %14.5 ihracatımız düşmüş durumda,bu da 72.25 m milyar dolar ediyor,toplamda da geçen yıl sattığımız aynı miktarda mal ve hizmetle geçen yılki 169 milyar dolar ihracat bu konjonktürel şartlarda 134.85 milyar dolara inebilir gözüküyor.
3)Ama esas problem 1 euro=1 dolar paritesine geldiğinde ne olacağı.Dünkü piyasa kapanış değerleriyle
1)Daha önce detaylı bir şekilde anlattığım gibi ,kısaca Amerikan ekonomisi toparlanır ve para politikalarında daralmaya giderken euro bölgesi büyüyeme ve işsizlik sıkıntılarıyla parasal genişleme politikaları uygulamasına geçiyor paritenin en azından bire gitmesi kaçınılmaz.
2)Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere geçen yıl ki aynı miktarda malı aynı fiyattan satsanız bile sadece parite etkisiyle ihracat tutarının azalması kaçınılmaz.Geçen sene kabaca 169 milyar dolar ihracat yapmışız kabaca bunun yarısı euro cinsinden ,geçen sene parite 1.35 olduğundan 169 milyar doların yarısı 84.5 milyar euro cinsinden ihracat euro/dolar=1 paritesiyle 62.6 milyar dolara düşüyor.Diğer ülkelere yaptığımız ihracatta,rusyanın alım gücünün düşmesi,mısır,libya,suriye gibi ortadoğu ülkelerinin türk mallarına kapanması nedeniyle %14.5 ihracatımız düşmüş durumda,bu da 72.25 m milyar dolar ediyor,toplamda da geçen yıl sattığımız aynı miktarda mal ve hizmetle geçen yılki 169 milyar dolar ihracat bu konjonktürel şartlarda 134.85 milyar dolara inebilir gözüküyor.
3)Ama esas problem 1 euro=1 dolar paritesine geldiğinde ne olacağı.Dünkü piyasa kapanış değerleriyle
1euro:2.8545;1usd:2.6285;1euro:1.0859
1euro=1usd=2.6285
tl parite ile ihracatımızın kabaca yarısını yaptığımız avrupaya euro cinsinden karlı
ihracat yapılabilmesi imkansıza yakın çok zor,şu anda euro geçen yıl Şubat ayı
değeri olan 3.0612 değerine göre %6.75 aşağıda,ayrıca bu arada yıllık %7.55
enflasyon ile maliyetlerin artmasını eklerseniz,ihracatta karlılık tamamen
erimiş durumda,ayrıca petrol fiyatlarındaki düşüş ağır vergiler nedeniyle
fiyatlara çok az yansıdığından,diğer ülkelere göre fiyat rekabeti açısından dezavantajlı
duruma geçmiş durumdayız,bu zamana kadar ihracatcılar büyük emeklerle
oluşturdukları pazarları kaybetmemek için fedakarlık yapıyorlar ama o da bir
yere kadar..Bu da ihracatın çökmemesi için parite 1’e giderken euronun
fiyatının dolar fiyatına düşmesini değil,doların euro fiyatına yükselmesini
zorunlu kılıyor.
4)Zaten aşağıdaki linkte hem merkez bankasının yayınladığı hem de benim (1usd+1euro) döviz paketine göre yaptığım ve de buraya yayınladığım tablolara göre döviz fiyatlarındaki son yükselişe rağmen türk parası hala çok değerli.
4)Zaten aşağıdaki linkte hem merkez bankasının yayınladığı hem de benim (1usd+1euro) döviz paketine göre yaptığım ve de buraya yayınladığım tablolara göre döviz fiyatlarındaki son yükselişe rağmen türk parası hala çok değerli.
Merkez bankasının Reel Efektif Döviz Kuru Endekslerine İlişkin
15 Şubat 2015 tarihli çalışmasına göre:
1usd:2.4722 TL; 1euro:2.8222 alınarak
1)TÜFE -Gelişmiş Ülkeler Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru (2003=100)=124.4
Şu an ki: 1euro:1.10859 paritesini dikkate alırsak;
1USD:3.1575;1EURO:3.4287 TL Rakamlarına ulaşıyoruz
1USD:1EURO:3.2931 TL (Parite 1 e giderse)
2) Birim İş Gücü Maliyeti Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru(2003=100) =130.51(*)
(*) Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), ülkelere ait birim iş gücü maliyeti verilerinin yayımını durdurduğu için veriler güncellenememektedir.
Bu veri en son 2012 ilk çeyrekteki rakamlara içermektedir.
Şu an ki: 1euro:1.0859 paritesini dikkate alırsak;
1USD:3.3126;1EURO:3.5971 Rakamlarına ulaşıyoruz
1USD:1EURO:3.4549 TL (Parite 1 e giderse)
1usd:2.4722 TL; 1euro:2.8222 alınarak
1)TÜFE -Gelişmiş Ülkeler Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru (2003=100)=124.4
Şu an ki: 1euro:1.10859 paritesini dikkate alırsak;
1USD:3.1575;1EURO:3.4287 TL Rakamlarına ulaşıyoruz
1USD:1EURO:3.2931 TL (Parite 1 e giderse)
2) Birim İş Gücü Maliyeti Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru(2003=100) =130.51(*)
(*) Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), ülkelere ait birim iş gücü maliyeti verilerinin yayımını durdurduğu için veriler güncellenememektedir.
Bu veri en son 2012 ilk çeyrekteki rakamlara içermektedir.
Şu an ki: 1euro:1.0859 paritesini dikkate alırsak;
1USD:3.3126;1EURO:3.5971 Rakamlarına ulaşıyoruz
1USD:1EURO:3.4549 TL (Parite 1 e giderse)
3)Merkez bankasının bu çalışmaları çok sayıda ülkelerin para birimleri dikkate alınarak hesaplanmış,aşağıda da benim yine 2003 yılı başından beri sadece euro ve dolar dikkate alınarak yılbaşı itibarıyla yaptığım bir çalışma var(Niye merkez bankası da ben de 2003 yılı başını referans aldım çünkü 2002 yılı cari açığın hemen hemen sıfır olduğu dengelendiği yıl)
‘’DÖVİZ KURLARINDA 12 YILLIK DEĞİŞİM,MUHTEMEL DENGE ,PİVOT SEVİYELERİ
1-TCMB GÖSTERGE DÖVİZ KURLARI(TL):
31.12.2002 31.12.2014
1 USD 1.6477 2.3311
1 EURO 1.7189 2.8323
ABD Dolar Artış:% 41.48
EURO Artış: % 64.77
Kur Paketinde artış:% 53.37
http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/conne...nkasi+Kurlarii
2-Aralık 2012 sonundan ,Aralık 2014 sonuna enflasyon oranında artış:% 181.50
http://tuikapp.tuik.gov.tr/medas/donusum_hesap.zul
3-12 yıllık dönemde enflasyon %181.50 oranında artar iken,(0.5usd+0.5euro)kur paketi yalnız %53.37 artmış.Ama aynı dönemde ABD ve avrupada da enflasyon olduğunu dikkate almak gerekir.
Aynı dönem içinde:
ABD de:%30.54 enflasyon olmuş
http://inflationdata.com/Inflation/I...alculator.aspx
Euro bölgesinin başat ülkesi Almanyada ise %20.72 oranında enflasyon olmuş
http://www.inflation.eu/inflation-ra...n-germany.aspx
Kur paketini oluturan paraların ülkelerinde ise kümülatif:%25.63 enflasyon olmuş
4-Cari açığın sıfıra yakın olduğu 2002 yılındaki denge kurlarından bugüne ‘’TCMB’nın referans aldığı ‘’hard currency’’ paraları ile aramızdaki enflasyon farkı kadar yani 281.50/125.63=%124.07 oranında kur artışı ile cari açıktaki denge korunur ve sürdürülebilir büyüme sağlanabilecekken kur paketinin artışı %53.37 ile sınırlı kalmıştır.Bu durumda makroekonomide denge kurunu sağlayacak denge kuru için bugünkü merkez bankası gösterge kurlarına göre %46.1’lık bir artış gerekir , bu da bugünkü euro/dolar paritesine (1.2150) göre:
1 USD: 3.4056 TL
1 EURO:4.1379 TL
Denk gelmektedir.
1USD:1EURO:3.7717 TL (Parite 1 e giderse)
Ben
bu çalışmayı yaptıktan sonra 2 ay içinde %1.82’lik enflasyon oluştu,
geldi,bunları da dikkate alırsak yukarıdaki rakamlar
1euro:1usd:3.8404 e denk gelmektedir.
SONUÇ:euro/usd paritesi 1’e giderken ihracatın çökmemesi için
doların yükselmeye devam etmesi gerekiyor,hem merkez bankasının tablolarından
hem de benim modellememden görülebileceği üzeri türk lirası hala çok değerli
olmayı sürdürüyor,ve ihracatta rekabet gücü kazanabilmek için döviz kurlarının
gidebileceği hala çok mesafe var.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)